HALISIYLA ÜNLÜ KAYSERİ İLÇESİ BÜNYAN


Kayseri İli Bünyan İlçesi Genel Bilgi
 
İç Anadolu Bölgesi’nde Kayseri İli’ne bağlı bir ilçe olan Bünyan, doğuda Pınarbaşı, güneyde Tomarza ve Talas, batıda Kocasinan ve Melikgazi, kuzeyde Sarıoğlan, Akkışla ilçeleri ile çevrilidir. Erciyes Dağı’nın 40 km. kuzeydoğusunda, Korkmaz Dağı’nın (1.900 m.) kuzey yamaçlarında kurulmuş olan ilçenin toprakları engebeli bir arazi yapısına sahiptir. İlçe toprakları Orta Torosların bir uzantısı ile bunun iki yanındaki çöküntü alanlarından oluşmaktadır. İlçenin orta kesimini güneybatı-kuzeydoğu uzantısında Korkmaz ve Hınzır Dağları (2.641 m.) ikiye ayırmaktadır. Bu dağların Beştepeler ve Lalelibeli geçitleri ile ulaşım yönünden önemli iki geçidi bulunmaktadır.

İlçe topraklarının kuzey, batı ve güneydeki çöküntü alanları daha çok plato görünümündedir. İlçede ovalar oldukça az bir alanı kaplamaktadır.İlçe topraklarını Sarımsaklı, Kahveci Suyu, Elbaşı Suyu, Samagir Suyu, Girveli Suyu sulamaktadır. Sarımsaklı Suyu üzerinde Bünyan Hidroelektrik Santrali 1929 yılında işletmeye açılmış, 1968’de de Sarımsaklı Barajı yapılmıştır. Kayseri’ye 45 km. uzaklıktaki ilçenin yüzölçümü 1.856 km2 olup, 2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı Sonuçlarına göre toplam ise 39.215’dir.

Bünyan bitki örtüsü bakımından zayıf olup, yörede ormanlık ve koruluk alan bulunmamaktadır. Dağlarda kendiliğinden yetişen bodur çalılıklara ve keven bitkisine rastlanmaktadır. Son yıllarda ilçe merkezinde ve köylerde bulunan su boylarında kavak ve söğüt ağaçları dikilmeye başlanmıştır

İlçede karasal iklim hüküm sürer. Yazları sıcak ve kurak kışları soğuk ve kar yağışlı geçer. Yıllık ortalama sıcaklık 100 C civarındadır. Gece ile gündüz arasındaki isi fark çok fazladır. Kışları Kuzeyden poyraz, yazları doğudan karayel, güneyden lodos en çok esen rüzgarlardır. İlçe merkezinde daha çok doğudan batıya “Boğaz Yeli” denen soğuk rüzgar esmektedir.

İlçe ekonomisi tarım, hayvancılık, dokuma ve halıcılığa dayalıdır. Yetiştirilen bitkisel ürünler, buğday, arpa, çavdar, patates, şeker pancarı ve baklagillerdir. Az miktarda da sebze yetiştirilmektedir. Hayvancılıkta sığır ve koyun besiciliği yapılmakta olup, Merinos Koyunu yetiştirilmektedir. İlçede Montofon İneği yapay tohumlama istasyonu kurulmuştur.

İlçe merkezinde küçük ticaret alanı dışında Bünsa, Bünteks, Bünyan Gıda gibi küçük sanayi kuruluşları bulunmaktadır. İlçedeki döküm fabrikasında makine parçaları üretilmektedir. İlçenin temel geçim kaynağı el tezgahlarında yapılan halılardır. İlçe nüfusunun %70’i halıcılıkla uğraşmaktadır. Halıları Türkiye’de üretilen en kaliteli halılar arasındadır. Bitkisel boyanın kullanıldığı halıların en büyük özelliği atkı ve çözgülerinin pamuk, düğümlerinin de yünden oluşudur. Kentte 1926’da halı ipliği fabrikası kurulmuştur. Günümüzde kumaş ve battaniye de üretilmektedir.

İlçe topraklarında Girinci ve Topsöğüt köylerinde demir, Mudarasın, Pireahmet, Bürüngüz ve Karakaya köylerinde linyit yatakları bulunmaktadır.

Bünyan’ın yakınlarındaki Kayabaşı Mağarasında bulunan kabartmalar MÖ.2000 yıllarında Hititlerin buraya yerleştiğini göstermektedir. Yörede Asurlular, Persler, kapadokya Krallığı, Roma ve Bizanslılar egemen olmuşlar, Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Anadolu Selçuklularının egemenliğine girmiştir. Daha sonra Danişmentliler, Kadı Burhanettin Ahmet, Eretna Devleti, Karamanoğulları ve Dulkadiroğulları Kayseri ile birlikte buraya da hakim olmuşlardır. Yavuz Sultan Selim’in 1515’te, İran seferi dönüşünde Kayseri ile birlikte burası da Osmanlı topraklarına katılmıştır.

XIX.yüzyıl sonlarında Bünyan-ı Hamit ismini alan bu yerleşim, Elbaşı nahiyesinin merkezi iken 1890’larda kaza merkezi yapılmıştır. 1908 yılında Meşrutiyetin ilanı ile Abdülhamit tahtan indirilince İlçenin isminden Hamit kelimesi kaldırılmıştır. İsmi Bünyan olarak kalmıştır. İlçe olmadan önce Sivas ilinin Pınarbaşı (Aziziye) ilçesine bağlı iken, 1908 yılında ilçe olmuş, 1912 yılında da Kayseri İline bağlanmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra Kayseri İli’ne bağlı ilçe konumunu sürdürmüştür.

İlçedeki tarihi eserler; Kayseri Malatya yolu üzerinde Atabey Celaleddin Karatay tarafından XIII.yüzyılda yapılan Karatay Hanı, Büyük Tuzhisar bucağı yakınında, Kayseri-Sivas karayolu üzerinde I.Alaaddin Keykubat’ın yaptırdığı Sultan Hanı, İlçe merkezindeki Ulu Cami (Camii Kebir) Büyük Bürüngüz Köyü’nde Sultan Alaaddin Camisi (1214-1234), Samağır Köyü’nde Abdurrahman Gazi Türbesi, Karakaya Köyü’nde Halil Hazretleri Türbesi, Papaz Çeşmesi, Daniş Ali Bey Camisi(1579) ve Çeşmesi (1565), Büyük Büründüz Köyü’ndeki Yazıcı Çeşmesi (1713), Doğanlar Mahallesi’ndeki Şammaspir Kilisesi bulunmaktadır. Ayrıca Sultanhanı Köyü’nde Tabal Krallığı’na ait yazıt, Kahveci Köyü’ndeki kalıntılar, Girveli Köyü’ndeki aslan resimli kabartma, Koyun Abdal Köyü’ndeki lahit ve ateş sunağı Kayseri Arkeoloji Müzesindedir.

GENEL BİLGİLERİ
BÜNYAN’ IN YERLEŞİM TARİHİ
Bünyan Orta Anadolu Bölgesinde kayseri İline bağlı Halıcılığı ile ün yapmış bir ilçedir. İlçenin kuruluşunun Hititler dönemine kadar uzandığı İlçede bulunan Kayabaşı Mağaraları’ ndaki şekil ve resimlerden anlaşılmıştır.
Hititlerden sonra Persler, Medler ve Frigyalılar’ın hakimiyeti altına giren bölge sırasıyla Makedonyalılar,Kapadokya Krallığı ve Roma İmparatorluğunun hakimiyetine girmiştir.
Bünyan’a Türkler yerleşmeden önce Koramaz Dağı eteklerinde “Korama” adını taşıyan bir yerleşim yeri bulunmaktaydı. Bu isim Helen döneminde Koramas, Türk döneminde de Koramaz şekline dönüşmüştür.
Türklerin ilk kez Bünyan a yerleşmeleri 14 .Yüzyıl öncesine dayanmaktadır. Çünkü 1329 tarihinde yapımına başlanan ve 1333 yılı Eylül ayı ortalarında tamamlanan Bünyan Ulu Cami-i 14. Yüzyıl eseridir.
Tarihi kaynaklara göre Bünyan’a yerleşenler “Taife-i Yörük han” olarak isimlendirilen “ Sarımsaklı Türkmenleri” dir.
YILLARA GÖRE BÜNYAN’IN NÜFUSU
1500.........................498
1520.........................578
1831........................1457
1927........................4061
1935........................3923
1940........................4302
1945........................5175
1950........................5422
1955........................6192
1960........................7431
1965........................8467
1970........................9332
1980........................12246
1985........................13007
1990........................13653
1995........................13412
2000........................13112
1-KAYABAŞI MAĞRALARI:
Bu Mağaralar insan emeği ile Oda biçimine getirilerek odalar arasındaki bağlantıyı sağlayan kapılar açılmış ,dışarı ile irtibatı sağlayan kapı yerine kapıdan daha büyük teker biçiminde yuvarlak taş kesilerek kapı görevinde kullanılmıştır.
Dıştan açılması imkansız olan bu taş içeriden manivele sistemi ile kolayca yuvarlanıp açılabilmektedir.
2-CAMİ-İ KEBİR- ULU CAMİ-İ
Kesme taş duvarlarıyla bir kale görünümündedir.
Düz çatı ile örtülü olup dört ağır paye mekanı Mihrap duvarına dik üç nefe ayrılır.
Bünyan Ulu cami-i H.734 yılı Muharrem Ayı başlarında ( M.1333 yılı Eylül ayı ortalarında) Tac-ı Kızıl Oğlu Emir Zahireddin Mahmut tarafından yaptırılmıştır.
Emir Mahmut H.729 ( M.1329 ) yılında Anadolu Valiliği yapmaya başlamış Valiliği dört yıl sürmüştür.
Camiinin Kitabesinde Emir Mahmut hakkında şu ibare vardır.
(8 cm genişliğindeki alt satır)
“ Nebi Allah’ın rahmet ve selamı ona olsun buyurdu. Her kim küçükte olsa bir mescit yaptırırsa Allah ‘da o kimse için Cennette bir ev yapar ve o eve hamd evi adını verir. Bu mübarek mescidin imarını emirlerin emir i ,adil,müeyyed,muzaffer,fasıkları kahreden,isyankarları katleden ,zahireddin bin Tac-ı Kızıl. Allah onun akıbetini hayr eylesin.
Yedi yüz otuz üç senesi Muharrem ayının başında bina edildi. “
Camiinin mimarı Kara Bulaoğlu Kaluyan dır.
3-PAPAZ PINARI: (Çeşmesi)
Yenice Mahallesinde Rumlar,Bayramlı Mahallesinde Ermeniler oturduğu için bu Mahallelere Hıristiyan Mahallesi adı verilmişti.
Halkın su ihtiyacını karşılamak amacı ile Kilise önüne Kilise Papazı tarafından Bir Çeşme yaptırılmıştır.
Kilise zamanla yıkılmış olup,yapılan Çeşme kitabesiyle günümüze kadar gelmiştir. Ve yöre halkı tarafından Papaz Çeşmesi olarak bilinmektedir.
4- KONAK KAPISI:
Ahmet Ağanın Oğlu Ömer Ağa 1785 tarihinde konağı yaptırmıştır. Konak yapıldığında etrafı sur gibi duvarlarla çevrili ,mazgal delikleri bulunan nöbet kuleleri ile korunan,muntazam bir yapı idi. Bina da haremlik ,selamlık kısımları ile misafirhaneler ve develiler var idi.
Konaktan şu anda kalan birkaç kitabe yazan evle Konağın Giriş kapısı bulanmaktadır. Konağı yaptıran Ömer Ağanın torunu olan Derviş Ağa da 1877 tarihinde Derviş Ağa Camiini yaptırmıştır.
5- KEMER KÖPRÜ:
Sarımsaklı Barajını ve Bünyan Hidroelektrik santralini besleyen Pınarbaşı suyunun geçtiği Kara Ören mevkiinde kurulmuştur.
Yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir.
6- HAMAM :
388,76 m2 lik bir alana sahip olan Hamam şu anda kullanılmamaktadır.
Ama yapı mevcudiyetini korumaktadır. Tek Kubbeli olan Hamam 1700 lü yıllarda yapıldığı veya daha eski olduğu sanılmaktadır.
7-BÜNYAN ÇAĞLAYANI :
Türkiye’nin 2. Büyük Çağlayanı olan Bünyan Çağlayanı 87-88 m yüksekliğinde olan ve Çağlayan İlk Okuluna adını veren Bünyan Çağlayanı şu anda akmamaktadır.
Çağlayanı besleyen Pınarbaşı suyu yine tarihi olan Bünyan Hidroelektrik santraline su vermektedir.
8- HİDROELEKTRİK SANTRALİ:
Cumhuriyet yıllarının ilk kurulan Hidroelektrik Santralidir.(1928)
Santral ilk yıllarında Bünyan ve Yöresine Elektrik vermiş daha sonraki yıllarda yörenin gelişmesi ile ihtiyaca cevap veremez hale gelmiştir.
Ama yinede faal olarak günlük çalışmakta ve çok az elektrik üretmektedir.
9-ŞAMMAS PİR KİLİSESİ:
13.Yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.
İstanbul ruhban mekteblerine bir çok Türk çocuğunu zorla götürüp okuttuğu için 1899 yılında kiliseye tecrit odası yapılır.
Bünyan da Rum olarak isimlendirilen gayrimüslimlerin aslı tamamen Türk’tür. Rumca’yı bilmezler duaları Türkçe okurlar ve Türkçe konuşurlardı.
Yapılan Tecrit odasının kitabesinde şöyle yazmaktadır.
“Sene bin sekiz yüz doksan dokuzda ,
Yapılmıştır manastırda bu oda.
Neftidzi Abraham Ağa hayratı,
Peder zikrin daim etmek gayreti,
Otur burada et duayı eda,
Pederi Sabbasa rahmetsin Hüda.”
10-SULTAN HANI:
Kayseri – Sivas karayolunun 47.Km sinde bulunan Hanın yanında da aynı adı taşıyan Bünyan’ın Sultan Hanı köyü vardır. Selçuklu Sultanı 1.Alaeddin Keykubat zamanında 1232-1236 yılları arasında yapılmıştır. Kale gibi görünüşü olan kesme taştan inşa edilen anıtsal bir konaklama yeridir.
Büyüklük bakımından Aksaray Sultan Hanı’ndan sonra gelir ve 3.900 m2 alanı kaplar. İçerisinde bulunan mescidin duvarları Selçuk lu ejder –rozet ve bantları ile süslüdür. Bantlar birbirine bitişik geometrik ve bitkisel motifler silsilesidir.
Avlusunun kuzeydoğu köşesi hamam, batı kenarındaki odalarda önemli konuklara ayrılmış odadır.
11- KARATAY KERVANSARAYI:
Kayseri’ye 50 Km. mesafede Bünyan’ın Karaday’ı köyünde bulunan Kervansaray iki kısmından meydana gelmektedir. Kışlık (Kapalı) kısmı Sultan 1. Alaeddin Keykubat devri ( 1219-1236) sonlarında ,avlu kısmı ise (1240) yılında Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında ,Atabey Emir Celaleddin Karatay tarafından yaptırılmıştır. içerisinde odalar ,mescit ve hamam bulunmaktadır. Süslemeleri oldukça önemlidir.
Bitkisel ve geometrik şekiller yanı sıra ,hayvan ve insan tasvirleri dikkati çeker

   TARİH


Bünyan, yıllar boyu büyük bir yerleşim merkezi olmadığı için tarihçesi Kayseri’ ye bağlı kalmıştır. Bölge hangi hakimiyetin altına girmişse Bünyan da ona tabi olmuştur.      
 
Burada üzerinde duracağımız husus Bünyan’da ilk yerleşimin kimler tarafından olduğu ve Bünyan’a Türklerin yerleşmesidir.

Bünyan’a ilk yerleşimin, kayabaşındaki mağaralardan Etiler tarafından olduğu bilinmektedir.(Etiler M.Ö.1450-1200 tarihleri arasında Kızılırmak boylarında hüküm sümüş ve zamanın en büyük yerleşim merkezlerini kurmuştur.(Kaniş-Karum) gibi,

Eti Devleti M.Ö.1200 tarihinde Med’lerin ve Pers’lerin istilasına uğrayarak yıkıldıktan sonra iç kısma çekilenEtiler Akkışla İlçesini Kululu Köyünde Tabal Krallığını kurarak burayı kendilerine Başsehir yapmıştır.(Bu tarihlerde hüküm süren Hititlere Geç Hititler denmektedir.) Tabal Krallığı 24 prenslikmerkezinden meydana gelmiş idi. Bu prensliklerin biri de Bünyan’ın Sultanhanı köyüdür. Sultanhanı’nda yapılan kazılarda bulunan yazılı taşın üst kısmının kırık olmasına rağmen 4,7 ve 10. satırlarındaPrens Savativara kendisini tabal kralı Varuşmen’in vasili olduğunu bildirmektedir. (Bugünkü Sultanhanı köyü, kervansaray yapıldıktan sonra kurulmuştur.) eski presliğin harabe halindeki kalıntıları Tuz Gölü’nün kıyısıdadır. Eti Devleti’nin ıkılmasından sonra Medler’in Anadolu’ya hakim olduğu dönemde, Bünyan önemli bir yerleşim merkezi olmuştur. 1915-1920 yılları arasında Bünyan’da bulunarak Ankara’daki müzeye gönderilen “Ateş Sunağı” (Heykel) üzerinde inceleme yapan Alman Ord. Prof. Kurt Bittel   özetle şöyle demektedir.”Med’lerin Anadolu’ya hakim olduğu dönemde Ateş Dini Anadolu’ya hakim olmuştur. Bünyan’da bulunan Ateş Sunağından anlaşıldığına göre Bünyan’da bir ateş tapınağı bulunmakta idi. Bünyan o zaman Kapadokya’nın hücra geçitsiz bir bölgesinde değil, tahminlerimize göre memleketin fiilen merkezini teşkil eden bir kısmında bulunuyordu. Bünyan aynı zamanda, volkanik yaylanın tam ortasında, Mazaka vadisinin doğu kenarında ve böylelikle Kapadokya’nın asıl merkez bölgesinin içinde bulunmaktadır. Anadolu’da yayılan Ateş dini Romalıların Anadolu’ya hakim olmasına kadar devam etmiştir.

33  yılında Roma İmparatoru Büyük İskender, Kızılırmağın iki yakasındaki Devletlerin hakimiyetine son vererek, bu toprakları Roma İmparatorluğuna katmıştır.
 
Roma İmparatorluğu Anadolu’ya hakim olunca Hristiyanlık dini yeni yeni yayılmaya başlamıştı.Gizli olarak yayılmakta olan bu dinin mensupları Kapadokya bölgesinde (Ürgüp, Göreme) olduğu gibi Bünyan’da da Kayabaşındaki mağaralarda yaşamıştır.Kapadokya’daki özelliklerin aynısının burada olmasına rağmen Kayabaşı ilgisizlikten tanıtılamamıştır.
 
Bölge 647 tarihinde Muaviye tarafından ele geçirilerek bir müddet Arapların hakimiyeti altında kalmıştır. İlçedeki Sümerbank Fabrikasının temel kazısında bir çömlek içerisinde bulunan Abbasi Halifelerinden Mustazi Binurullah’a ait gümüş paraların bu dönemden kalmış olması muhtemeldir. (Bu paralar Kayseri müzesindedir.)      Bölge, ilk olarak Türkler tarafından 1067 tarihinde Afşin Beytarafından fethedilmiştir. Bünyan’a Türkler tarafından ilk yerleşim bu tarihte olmuştur. Cami-i Kebir mahallesindeki mezarlıkta bulunan Selçuklu mezarları üzerindeki tarihler 1067 yılını göstermektedir. 1071 tarihinden sonra Anadolu Selçuklu hakimiyeti altına girince Alparslanyıkılan eski Kayseri şehrin yerine bugünkü şehri kurmuştur. Şehre de Türkistan ve Buhara’dan gelen müslüman Türkler ile Afşarlar’ın İran’da yaşayan kollarındanbazı Afşar aşiretlerini yerleştirere, çevrede konuşulan Rum dilini yasaklayıp Pelü Türkçesini (Uygurca) resmi konuşulan dil haline getirmiştir.

Türkler Anadolu’ya ilk olarak 1071 tarihinden sonra gelmemiş, bazı Türk boyları Alparslan’ın Anadolu’yu fethinden önce Anadolu’ya yerleşmiştir. Bunların ekseriyeti Hristiyanlığın tesiri altında kalarak Hristiyan olmuş Türklerdir. Bunun en bariz örneği Alparslan’ın 1071 tarihinde yapmış olduğu Malazgirt Meydan Muharebesinde Romanos Diogenes’in ordusunda bulunan Hristiyan Türk boylarının Alparslan’ın tarafına geçmesidir. Bunun yanında da bazı Müslüman Türk boyları da Anadolu’ya yerleşmiştir.

Bu konuda Urfalı Mateos şöyle demektedir. “1018 yılında Tuğrul Bey’in kardeşi Çağrı (Çakır) Bey Anadolu’ya geldiğinde burada daha önce gelen Türkmen boyları ile karşılaştı   (Türkmen Müslüman alemi tarafından Müslüman Türklere verilen genel addır.)

Kayseri ve çevresi 1086 tarihinde Danişmendi emirlerinden Mehmet Gümüştekin Gazi tarafından fethedilerek Danişmendi Beyliğine baş şehir yapılınca, Bünyan’a Türklerin yerleşmesi bu tarihten sonra hızlanmıştır. Mehmet Gümüştekin Gazi 1086 tarihinde Kayseri’yi fethettiği ve “Kayseri fatihi” ünvanını aldığı Şer-i Mahkeme Sicilinde 13 Muharrem 1636 tarihi ile kayıtlı Padişah fermanı ile tasdik edilmiştir.

Emir Mehmet Gümüştekin Gazi’ ye bu başarılarından dolayı Halifelik makamınca “Melik” ünvanı verilmiştir. (Melik Mehmet Gümüştekin Gazi 1134 tarihinde ölmüş ve Kayseri’de kendi ismi ile anılan Melikgazi Türbesinde yatmaktadır.) Bu tarihden sonra Danişmendi Beyleri melik ünvanı ile anılmıştır.

Melikgazi Kayseri ve çevresinde birçok savaşlar yaparak çevrede yaşayan Rum ve Ermenilerin hakimiyetine son vermiştir.

Bünyan’daki Kurbantepe denilen yerdeki şehitlik (mezarlık) bu savaşlaradan kalmadır.O tarihlerede yapılan bu savaşların halk arasında Battal Gazi’nin yapmış olduğu savaşlar diye anlatılmasının sebebini araştırdım, buna sebep; 1074 yılında İstiklalini ilan etmek isteyen Beyliklerin birçoğu Halk arasında daha etkili olması için soylarını milletin tanınmış kişilerine  bağlamaya çalışmıştır.    

Türkiye tarihi bu konuda şöyle demektedir:”Danişmediler Devletinin kurucusu Gazi Ahmet Bin Ali Bin Nasır adlı Türkmenler içerisinde talim ve tedrisata vakıf ve iblgileri sebebiyle Danişmend lakaplı bir kişidir. Kendisi Türkmen ise de annesi Seyyit Battal Gazi ünvanıyla tanınmış olan Haşimi sülalesinin Seyyitlerinden olan meşhur Mücahit İbni Muhammet Cafer Bin Hüseyin’in kız kardeşinin çoucğudur.     (Yeğini) Bu yüzden Danişmendi Melikleri Battal Gazi soyundan geldikleri için halk arasında Battal Gazi diye anılmaktadır.  

Kayseri ve çevresi 1162 tarihinde İzzettin Kılıçarslan tarafından yeniden Selçuklu topraklarına katılmıştır. Selçuklu idaresinde Kayseri’nin ismi yıllarca Danişmend ili olarak geçmişitr. Kayseri ve çevresinin imarı 1219-1236 tarihleri arasında Sultan Alaaddin Keykubat zamanında olmuştur. Anadolu’da birçok cami ve kervansaray yapıtrılmışıtr. Bu dönemde Bünyan’a Selçuklular tarafından bazı yerleşmeler de olmuştur, bunlar merkez  dahil Büyük Bürüngüz, Girveli, Sultanhanı, Karadayı, Yünören, Akmescit köyleri ile Elbaşı Nahiyesidir. Büyük Bürüngüz köyündeki cami ile Karadayı ve Sultanhanı köylerindeki Kervansaraylar bu dönemden kalmadır.

Selçuklu Devleti zayıflamaya başlayınca Anadolu’daki hakimiyetini kaybetmiş Anadolu’da İlhanlı hükümdarı Gazan Hanın hakimiyeti altına girmiştir. Gazan Han 1294 tarihinde müslümanlıgı kabul edince Gazan Mahmut Han adını almıştır. İlhanlılar döneminde Anadolu imar edilmiş , bir çok tarihi eser yaptırılarak Müslüman dinin yayılmasna ve gelişmesine çalışılmıştır. Bu tarihlerde Bünyan’a 30 km mesafede bulunan Yabanlu Pazarı (Pazarören) devletler arası alışverişin yapıldığı zamanın en büyük pazarıdır. 1277’den itibaren Anadolu Moğolların hakimiyeti altına girmesiyle bu çevre Moğol umumi valilerinin yaylakları durumuna gelmiştir. Moğol umumi valisi Samagar Noyan burada oturduğu için Pazarören ‘in batısındaki bir köy ile yakınındaki dağ  Samağar ismini taşımaktadır. Bu tarihlerde bu köye İlhanlılar tarafından yerleşmeler olmuştur. İlhanlıların Anadolu Valisi Tac-ı Kızıl Emir Zahirrettin Mahmut tarafından 1333 tarihinde Bünyan’a bir cami (Camii kebir) yaptırılmıştır. Tac-ı Kızılın asıl adı İlhanlı emirlerinden Esen Kutluğ’dur.   Kesin olmayan bilgilere göre bu emirin Bünyan’a yerleşip öldüğü, oğlu Emir Zahirrettin Mahmut tarafından da babasının hayrına buraya bir cami yaptırdığı söylenmektedir.

İlhanlı hükümdarları Cengiz Han’ın torunladır. Timurlenk Anadoluyu istila ettikten sonra geri dönerken Anadolu’daki Tatarları zorla götürmüştür. Bunlardan yalnız İlhanlıların Anadolu valisi Samagar Noya’nın aile efradı ile Tatarların Cu’ankar kolu Anadolu’da kalmıştır.   

Bölge bu tarihten sonra Ertena (Erdena) beyliğinin hakimiyeti altına girmiştir. İlçemizin
 
Yağmurbey köyübu tarihlerde kurulmuştur. Mehmet Bey Ertena Beyliğinin başına geçince kendisini içki ve eğlenceye vermiş, beyliğin gidişatını iyi görmeyen Ertena Emirlerinden Emir Kurt Beyi tahttan indirerek hapsetmiştir.

Hapisten kaçan Mehmet Bey, Karamanoğlu Beyliğine sığınarak çocukluk arkadaşı olan Karamanoğlu Beyi Seyfettin Süleyman’ın kardeşi Alaaddin Ali’den yardım istemiştir. Alaaddin Ali de 20.000 kişilik bir ordu ile Kayseri üzerine yürümüş,
1357 tarihinde yapılan savaşta Emir Kurt Bey yenilerek Sivas’a doğru kaçmıştır.Mehmet Bey tahta geçtikten sonra Emir Kurt Bey affedilerek kendisine Yağmurbey köyü tımar olarak verilmiş, Emir Kurt Bey’de buraya yerleşmiştir. Etarfa ait bir tepe üzerindeki ilk terleşim yerinin temel kalıntıları halen durmaktadır.  

Ertena Beyliği zamanında Ertena Beyliğinin 4. Emiri Cafer Bin Ertena (Cafer Bey) tarafından Karkaya köyünde türbesi bulunan Seyyit Halil Hazretlerinin tekke ve zaviyesi adına, evladına ve sülalesine bir çok gelir ve arzi cakfedilmiştir.

Kayseri ve çevresi 1467 tarihinde Fatih Sultan Mehmed’in vezirlerinden Gedik Ahmet Paşa tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.  

Bu dönemde Kayseri ve çevresi sık sık Maraş’ta hüküm süren Dulkadıroğlu Beyliğinin hakimiyeti altına girince Anadolu’da Dulkadiroğlu Beylerinden AleddevleBozkurt Bey ve Aleddevle Şahruh Bey tarafından imar ve onarım işleri yapılmiştır. Büyük Bürüngüz  köyündeki Sultan Alaaddin Cami de bu kişiler tarafından tamir ettirildiği için bu camiye Aleddevle camii de denilmektedir. Melik Gazi köyündeki Melik Gazi türbesini yaptıran Aleddevle Bozkurt Bey’ in Samaar Köyündeki Abdurrahman Gazi türbesi ile Karakaya köyündeki Seyyid Halil Hazretlerinin türbesini de yaptırmış olması gerekir. Çünkü bu türbelerbüyüklü küçüklü altıgen üzerine aynı plandadır.

16. Asır başlarında Kayseri kazasında Sahra, Koramaz Cebel-i Ali, Cbel-i Erciyes, Karakaya, Kenarı ırmak, Malya, Karataş ve Bozatlu olmak üzere 9 nahiye bulunmaktadır.                 

Günümüzde 906/1500 ve 926/1520 tarihli tahrir defterinde kayıtlı bu nahiyelerin hiçbirisi yoktur.

Sarımsaklı (Bünyan), Büyük Bürüngüz (Ulu Bürüngüz), Gergeme, Sultanhanı köyü ile Süksün cemaati ile Süleymanlı cemaati Koramaz nahiyesine bağlı idi. O zamanki idari sisteme göre bu nahiyeler bir yerleşim birimi değil de idari sınırlar içerisinde kalan yerdi.

1500 tarihli tapu tahrir defterlerinde köylerin şahıslara akçe karşılığı mülk olarak verildiği gösterilmektedir.Bazı köylerin hisselere ayrılıp birkaç kişiye de verildiği görülmüştür.Koramaz nahiyesine bağlı olan köylerden şahıslara mülk olarak verilen ilçemiz köyleri şunlardır:
 
              Mülk sahibi şahıslar                                       Köy                                     Akçe
             Sa’di Bey                                                       Sarımsaklı                           7986
             Mustafa Çelebi ,Cafer Bey                           Sarımsaklı                           7986
             Hundi Paşa El Meşhur Ahi Yahşi                    Sarımsaklı                          2400
             Verese-i Sadık                                               Ulu Bürüngüz                    3043  
             Şah Sultan Binti Hızır(Şahıs Vakfı)                 Ulu Bürüngüz                    1110
             KasımÇelebi                                                  Gergeme                           1841
             Hüseyin V. Cansız                                         Gergeme                           2403
           
             Aynı tarite tapu tahrir defterindeki kayıtta Sultanhanı köyünün Dulkadirli hissesi olduğu belirtilmektedir.

1500 yılında Osmanlı Devletince tutulan Başbakanlık arşivinde Mliyeden Müdevver defter 20 varak 29 a-29b-30a  tapu tahrir defteri 387 sayfa 105 ‘deki Sarımsaklı  (Bünyan) sayfa 204’deki Gergeme(Doğanlar) köyüne ait
 

Sarımsaklı Köyü: Mezkun halkın %60’nın gayr-i müslim olduğu köyde 1500’de 54 Gebran Hane, 37 Müslim Hane, 15 c, 21 m,1 imam, 1a’ma,1 buruni,1 zaviyedar, 1 pir-i Fani ve 2 gaip, 1520’de 35 müslim hane, 78 gebran hane, 13 m,nüfus bulunmakta idi. Köyün başlıca mahsülleri arpa, buğday ve bostan idi. Hayvancılık ve arıcılıkta yapılan  köyde 2 bezirhane ve4 değirmen vardı.Alınan vergi hasılı 1500 de 18 bin 934 akçe ciziye olarak 1338 akçe, 1520 de ise 19946 akçe idi.Bu iki tarih arsındaki nüfus artışı %2 kadardır.Sarımsaklı köyünden çıkan sudan, bu köyün hudutları dahilinde öteden beri hücret-i şer’iyye ile Mir’abık alınmadığı tahrir sırasında belirlenince hüccet verilecek deftere kayıt edilmiştir. Bu köyü tabii olan Höngele mezrasının hasılı 720 akçe, İsa Emirze Bey çiftliğinin hasılı ise 1100 akçe idi.

Gereme Köyü: 16. asır başlarında gayrı müslümlerle mezkun olan köyde 1500’de 2h 2c, 6m nufus vardı. Fakat bu köye         tabii   olan    meysun mezrasında   mezkun  olup   aynı  tarihte  mezrada  4h, 4c, 2m, nüfus bulunmakta  olup, 1520 tarihinde 18h, 5m, nüfus kayıtlı idi. 1500tarihli  defterde  burada  10 çiftlik yerin osmanlı  memluk harbinde 1485-1490 şam,askerinin  tecavüzüne  maruz  kalması  sebebiyle mahlül  olduğu ve bu yüzden divani hasıl kayıt edilmediği belirtilmektedir.köyün başlıca mahsülleri arpa,buğday,bağ,meyve ve ceviz idi.ayrıca köyde 4 değirmen ikisi harap 4bezirhane vardı.köyün vergi hasılı mezra ile birlikte hesaplanmış olup 1500 de 3378 akçe,1520 de ise cizyesi 596 akçe olmak üzere hasılı 2296 akçe idi.bu köyde tabii olan Toraman ve Serçe mezralarının hasılı 756 akçe idi,denilmektedir.bu tarihlerde tapu kayıt defterlerinde Bünyan’a (Sarımsaklı Kariyyesi) yerleşen Türkler içerisinde İsa Emirze Bey’den ve burada bulunan Çiftliğinden bahsedilmektedir.Emirze oğulları günümüzde Emirze oğlu, göçer, Karakut, Ecevit, Sert, Çalıoğlu, Akat, Eser gibi soyadlar almıştır. Bünyan’ın kurucu aileleri arasında rastlanan lakapların bazıları şunlardır: Horasanlıoğulları, (İmamoğulları) bu aile zamanla 5 lazade (Çınar) 4-Abdi Efendi (Ünal) 5- Sadiler (Önsoy-bozkurt) bu aileye 1561 tarihinde Seyyit’lik beratı verilmiştir. (Seyyit Hz. Hüseyinin soyundan gelenlere denmektedir.)

Tığlıoğulları üç gruba ayrılmıştır. 1- Tığlı oğlu (Tığlı) 2- İbrahimefendiler (Uğur-Korkmaz-Solak-Dönmez) 3- Bıyıklıoğulları (Bıyıklı-Orhan-Keskin) Mutluoğulları (Mutlu-Oruç) Zanzanlar(Akyüz- Sarıkaya) Aile lakapları zamanla değiştiği için 1500-1700 yılları arsındaki bazı lakaplarla irtibat kuramadım. Bu yüzden tespit edemediğim bazı aileler olmuştur. Bazı ailelerde 1600 yılından sonra yerleşmiştir. Bunlar Gıtırlar ve Zoburlar Maraş’tan, Teciroğulları Tokat’tan, Hacatlar Bürüngüz’den, Konaklılar Horasan’dan gelmiştir. 

1500-1520 yılları arasında tutulan tapu tahrir defterlerinden anlaşıldığına göre Gergeme Köyüne bu tarihe kadar daha Türkler yerleşmemişitr. Buraya Türklerin yerleşmesi 1520 tarihinden sonra olmuştur. İlk terleşen aileler Bezircioğulları ve Bezircilerdir. Bezircioğulları (Tanrıöver, İşlenmiş, Biçer, Özsoy, Şahin, Akgül, Ünal, Toprak, Çakmak, Çakıcı) Bezirciler (Kaplan, Cesaret, Kaysı, Akay, Altuntaş, Ceylan) dır. Bu aileler Bezircilik yaptığı için bu lakabı almıştır. (Bezir ızgın bitkisinden çıkartılan yağdır.) O tarihte Kayseri kazasının dışarıya ihraç ettiği malların başında Bezir ve Küherçile gelmektedir.
 
1510 tarihinde ilçe köylerine birçok yerleşme olmuştur. 1510 tarihinde İran Hükümdarı Şah İsmail ile Maraş’ta hüküm süren Dulkaidroğlu Beyliği arasında savaş çıkınca daha önceleri Maraş’a yerleşen birçok Türk boyu buradan göç ederek Osmanlı Devleti topraklarına yerleşmiştir. Şah İsmail ile Aleddevle Bey arasındaki savaşın sebebi ise kız isteme meselesidir. Şah İsmail, Dulkadiroğlu Beyi Aleddevle’nin kızını istemiş o da vermeyince Şah İsmail orudsu ile Maraş üzerine yürümüştür. Neticesinde Anadolu’da Alevilik yayılmaya başlamış bu olay ilerde Çaldıran savaşının başlıca sebebi olmuştur.1710-1720 tılları arasında Horasan’dan gelen Serdengeçti Ahmet Ağa Kayseri Ayanı Çopanoğlu’ndan izin alarak Bünyan’a (Sarımsaklı) yerleşmiştir. Ahmet Ağa 1730 tarihinde İran’la yapılan Tebirz harbine Cebeci Bayraktarı Sarımsaklı Ahmet Ağa olarak katılmıştır. Mir’at-ı Kayseriyye bu konuda şunları demekteidir: Patrona Halil İsyanı bastırıldıktan sonra isyana katılanlardan birçoğu memleketine kaçınca 1730 yılında çıkan bir frmanla bu eşkıyaların cezalanması istenmişitr. Bunlardan Kayserili Kulaksız Hüseyin denilen şahsın cezalandırılması için orta çavuşlarından Bekir Ağa bu şahsın suçlu olduğunu tespit etmiş, fakat kendisinin Cebesi Bayraktarı Sarımsaklı Ahmet Ağa’nın bayrağı altında Şark Seferine gittiği için kardeşinin yanında bulunan mallarına el koyarak açık artırma ile sattırıp devlete irat kayıt etmişitr.

Cebeci Bayraktarı Sarımsaklı Ahmet Ağa Tebriz Harbi dönüşünde getirdiği çeşitli harp ganimetleri  arasında Tebriz Müftüsü’nün kızı Kadıncık Kadın da vardır. Ahmet Ağa’ bu hanımdan çocuğu olmamıştır. Kadıncık Kadın’ın mezar taşındaki (Bilavelet) çocuksuz yazısı dabu olayı teyit etmektedir. Konaklılar denilen Ahmet Ağa’nın sülalesine acem (İran’lı )denmesinin sebebi budur. 

Ahmet Ağa’nın oğlu Ömer Ağa1785 tarihinde konağı yaptırmıştır. Konak yapıldığında etrafı sur gibi duvarlarla çevrili, mazgal delikleri buluna, nöbet kuleleri ile korunan, muntazam bir yapı idi. Binada Haremlik, Selamlık kısımları ile misafirhaneler ve Develikler vardı.  

Konağı yaptıran Ömer Ağa’nın torunu olan Derviş Ağa da 1877 tarihinde Derviş Ağa camiini yaptırmıştır.  

Bünyan ilçesinin önceki ismi Sarımsaklı’dır. İsmin Sarımsaklı olmasının sebebi, Kayseri’nin Sarımsaklı ihtiyacının büyük kısmının buradan temin edilmesindendir. Sarımsaklı  bir köy  iken  Osmanlı  Devleti  zamanında  zamantı  havalisine  yerleştirilen  Avşar  oymaklarının  baskılarından  çekinen  çevre  köylerin, Alımpınarı, Eğiset, Bahroğlu, Karaağız, Boyalı, Susuzca, Karaziraat, Öğrenci, Suluören, Elönü, Fakılar, Höyüklü, Tadırlı, Karabaşören  Ada, Kayapınar, Mansır, Sarıkaya, Çorbacıyeri, Çalapverdi, İsriil, Koyunağalı, Poşana, Ağcağıl, Başınyayla, Zibaba, Örtüören, Karakışla, Akmezgit, Mahzenin  Ören, Topuklu, Kötüören  gibi  köy ve  mezraların  Sarımsaklıya  göç  etmelerinden  nüfusu  aniden  çoğalınca 1878  tarihinde  Nahiye  olmuştur. Nahiye  müdürlüklerini  yapan  şahısları; Çöreke’nin    Hasan  Efendi, Konaklı  Hacı  Ağa  ile  Gergemeli  Hacı Ağlardır.

Sarımsaklı  nahiyesi  1895  tarihinde  Osmanlı  Padişahı  Abdülhamid  zamanında  ilçe olmuş  ilçeye de  Padişahın  ismine izafeten  Bünyan-ı Hamit (Hamidiye) ismi  verilmiştir.Bünyan  Arapçada  “Yapı” anlamına gelmektedir. Bünyan-ı  Hamit,  Hamid’ in  yapısı  anlamındadır.
                                                            
Burada Sarımsaklının İlçe olmasına sebep olan Konaklı Hayret Ağa’dan bahsetmek istiyorum. Hayret Ağa Nahiyede sözü geçen ve çevresi olan bir kişidir. Sivas Mutasarrıfı Halil Rifat Paşanın yakın dostudur.( Sarımsaklı o tarihte Sivas’a bağlıdır. ) Bir müddet sonra sadrazam olan Halil Rifat Paşa Hayret Ağanın hasta olduğunu duyunca kendisini tedavi ettirmek için İstanbul’a çağıttırmıştır.İstanbul’a giden Hayret Ağaya tedavisi yapıldıktan sonra Sadrazam tarafından bir isteğinin olup olmadığını sorulur.Hayret Ağada Sarımsaklı Nahiyesinin ilçe olmasını taleb eder. Sadrazamda “sen git, ben Sarımsaklı’nın ilçe olduğuna dair fermanı gönderirim” der. 1895 tarihinde Sarımsaklının Bünyan-ı Hamit ismiyle ilçe olduğuna dair Padişah fermanı gelir.

Ani göçlerle Bünyan’ın İlçe olmasına sebep olan Avşarların tecir (mecburi iskan) olayından kısaca bahsetmek istiyorum.Avşarlar 24 oğuz boyundan Bozok koluna mensuptur.Kayseri ve ilçelerinde yaşıyan Avşarlar, Kuzey Suriye’de ve Halep’de yaşayan Avşarların bir kısmıdır. 17. yüzyılda Osmanlı Devleti zayıf düşüp göçebeleri askere almayıp bunlardan vergi toplayamaz olunca boyları iskana tabii tutmuştur. Göçebe halkı, çiftlik yapan yerli halka zarar vermemesi için zamanla yıkılarak viran olmuş terkedilmiş topraklara yerleştirip, buraları imar ederek tarımı geliştirmek istemiştir.    

İskana razı olmayan Avşarlarla Hükümet kuvetleri arasında kanlı çarpışmalarneticesi Avşarların bir kısmı Rakka, Hama ve Hunus’a sürgün edilerek iskana tabi tutulmuştur. Zamantı bölgesinde yaşayan Avşarlar devleti yerleşik düzene geçeceklerine inandıkları için sürgün edilmemelerine rağmen burada yerleşik düzene geçmeyip talan hareketlerine katılınca devlet tarafından 1703 yılında Rakka’ya sürülmüş, buradan kaçmışlar, 1730 yılında yine Rakka’ya sürülmüş, yine kaçmışlar, Devlet otoritesinin zayıf olmasından Devlete isyan ederek bir müddet bildikleri gibi yaşamışlar, 1886 yılında Derviş Paşa fırka-ı İslahiye birlikleri ile kanlı çarpışmalar neticesinde Avşarların isyanını bastırınca, Avşarlar 1887 yılında uzun yaylada mecburi iskana  (tecir)  tabi tutulmuştur.

1908 yılında meşrutiyetin ilanı ile Abdülhamit tahttan indirilince İlçenin isminden Hamit kelimesi kaldırılmış, isim Bünyan olarak kalmıştır. Bünyan İlçe olmadan Sivas İlinin Pınarbaşı (Aziziye) İlçesine bağlı iken 1912 yılında Kayseri iline ilçe olarak bağlanmıştır.

İlçe daha önceleri Müslüman ve Hristiyan mahallesi olmak üzere 2 kısma ayrılmıştır. Yenice mahallesinde Rumlar, Bayramlı mahallesinde Ermeniler oturduğu için buralara Hristiyan mahallesi, Müslümanların oturduğu camiikebir, Dervişağa, İbrahimbey, Camiicedit Mahallelerinin bulunduğu yukarı kesimde Müslüman mahallesi denilmekte idi. Yenice mahallesinde oturan Rumların ekseriyeti 1923 yılında Yunanistan’da bulunan Müslüman Türklere mübadele (Değiştirme) edilmiştir. Burada şu husus dikkatimi çekmiştir. Yunanistandaki Türklere mübadele edilen Rum dediğimiz halkın ekseriyetinin aslı Hıristiyan Türktür. Hıristiyan Türkler hakkında ilk bilgi 1580 yılına ait Kayseri Mahkemesi kayılarından alınmıştır. Bu konuda Prof. Dr. Mehmet Eröz şunları söylemektedir: “Mahkeme kayıtlarından anlaşıldığına göre Sarımsaklı’da (Bünyan) Kaya isimli Hıristiyan Türk oğluna önce Yahşi adını vermiş fakat keşiş olduktan sonra yahşiyi Papadopulos’a çevirmiş kızını adını da Nikol koymuştur.  

Bilindiği gibi Türkler Ortaasyadan Anadolu’ya göç etmeye başladığında gelen türkler arasında Hıristiyan Türklerde vardı. Bunun haricinde 1071 den önce Anadolu’ya göç edip Hıristiyanlaşmış 10 bin kaman Türkü vardır. Bu Türkler İmp. Johannes Vatatzes tarafından (1222-1254) Trakya’dan göç ettirilerek Anadolu’ya yerleştirilmiştir. Bunun haricinde Gagavuz’larda Hıristiyanlığı kabul etmiş Selçukluların bir koludur. 

İlçeye 1939 yılının Ekim ayının başında Bulgaristan’dan gelen soydaşlarımız yerleşmiştir.Gelenlerin ekseriyeti Bulgaristan’ın Sumnu Vilayetinin Yenipazar Kazasının çevre köylerindendir. Bu ailelerin 54 hanesi Küçük Ahmet olup, Süleymanlı, Mahmuzlu, Doyuranlar Köyündende 2’şer hanedir. 

Bunlardan başka kazamıza 1951 yılında Varna Vilayetinin Pıravda Kazasının Sofular Köyünden 2 hane daha gelmiştir.

Bulgaristan’dan yurdumuza gelen bu aileler önce İzmit-Tuzla’ya buradan Devlet kanalı ile yurdun her tarafına dağılmıştır. Bu dağıtımda Bünyan merkezine 60 hane kadar soydaşımız yerleştirilmiş diğer ailelerde Tuzhisar, Köprübaşı, Karacaören ve Sıvgın Köylerine iskan edilmiştir.

İlçeye gelen bu aileler, iskan için önce boş hanelere yerleştirilmiş hane başına yıllık 600 TL. kira bedeli tahsisat bağlanmıştır. 1940 yılında bütün ailelere bedelsiz olarak tarla dağıtılmış, 1947 yılında ev yapımı için arsa dağıtılarak inşaat içinde hane başına 150 TL. yardım yapılmıştır. Mahalleye yerleşen hane sayısı 1951 yılında gelen son aileler ile 90 haneyi bulmuştur. Yakın zamanlarda çevre köylerden İlçe merkezine göç fazla olmuş, gelenlerin ekseriyeti sağlık mahallesine yerleştiği için burası İlçenin en büyük mahallelerinden biri durumuna gelmiştir.  

COĞRAFYA

  İKLİMİ
İlçede karasal iklim hüküm sürer. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlı geçer. Yağmurlar en çok Nisan-Mayıs ve Ekim aylarında olur, kar ise Aralık, Ocak-Şubat aylarında yağar.
Yıllık yağış tutarı 35 cm dir. Yağışlar genellikle batıdan gelir. Yıllık ortalama sıcaklık 10 santigrat derece civarındadır.
Gece ile gündüz arasındaki ısı farkı çok fazladır. Kışları Kuzeyden poyraz,  yazları Doğudan karayel, Güneyden lodos en çok esen rüzgarlardır.
İlçe merkezinde daha çok doğudan batıya “ Boğaz Yeli ”  denen soğuk rüzgar eser.

 YÜZEY ŞEKİLLERİ
Arazisi umumiyetle kuzeybatıda, kuzeydoğu,güneybatı istikametinde uzanan Kızılırmak nehri vadisine karşı, yer yer dik ve sarp, yer yer hafif meyilli tatlı sırtlardan ibarettir.
Belli başlı engebelerinden, güneybatı boyunca uzanan 1900 rakımlı Koramaz dağları vardır. Bu dağların Güllüce ve Süksün köylerine doğru uzanan parçaları, Mercimek, Alımpınarı, Ayvasıl, Turnadağı, Tepetarla ve Anadut adlarını alır.
Koramaz dağları Erciyes dağının 15 km kuzey doğusundan başlayarak Uzunyayla’ya kadar 60 km boyunca uzanan sıradağlardır. Bu dağların batı bölümüne Koramaz dağı ( 1900 m ), orta bölümüne Çeksorot dağı ( 1950 m ), doğu bölümüne de Hınzır dağı ( 2623 m ) denilmektedir. Bu sıradağlar yalnız iki yerde geçit vermektedir. Bu geçitlerin birincisi ilçe sınırları dahilinde Hazarşah köyü yakınlarında, öbür geçit ise Hınzır dağının batısındadır.
YAYLALARI
Bünyan ilçesinin genel görünümünde yaylalar birinci sırayı alır. İlçe merkezinde ve bağlı köylerindeki yaylalarda hayvancılık yapılır.
Merkez sınırları içerisinde Koramaz dağları silsilesinde yer alan yaylaların en önemlileri şunlardır: Çiçekli, Başınyayla, Çalapverdi, İsril, Balkaya, Fakılar ve Eğriyıldır.
  AKARSULARI
Sarımsaklı Suyu :  Türkiye ‘de akarsu rejimleri bakımından “ Yalnız gür kaynaklardan beslenen akarsulara “ verilen önemli bir örnektir. Bünyan’ ın 3 km güneydoğusundaki Göztepe denilen dağdan kaynağını alır. Kaynaktaki adı Pınarbaşı suyudur. Bu suyun kasaba içinde yaklaşık 80 m yükseklikteki çağlayandan düşüşü sırasında, üzerinde kurulan hidroelektrik santrali ile 1000 KW gücünde elektrik elde edilir.  
Su kasaba içinde doğudan gelen Bük suyu ( Boğaz suyu ) ile birleşerek batıya doğru yönelir. Kayseri ovasına açılan vadisinde Sarımsaklı Barajını doldurduktan sonra Kayseri şehir merkezinin kuzeyinden batıya doğru akarak Boğaz köprüye ulaşır, burada Karasu ile birleşerek Beğdeğirmeni köyü yakınlarında Kızılırmak’ a karışır.

Sarımsaklı suyunun yağış alanı 2300 km den çok olup, ortalama akımı 4.988 m/sn dir. Azami akımı 20.0 m/sn, asgari akımı 1.80 m/sn, seviyesi 58 cm, yaklaşık boyu 90 km dir.
Bünyan şehir merkezi içme suyu ihtiyacını karşılar, ayrıca Bünyan’ daki bahçelerin ve bazı tarlaların sulanmasında da kullanılır.
Taçın Suyu:  Bünyan’ ın kuzeydoğusunda Topsöğüt köyü ( Taçın ) yakınlarından doğup, güneye yönelerek Zamantı ırmağına karışır.           
Bu akarsuların dışında kalan küçük akarsular şunlardır : Kahveci suyu, Elbaşı suyu, Samağır suyu, Girveli suyu ( Öz ).
 
BİTKİ ÖRTÜSÜ
Tabii bitki örtüsü içinde stepler önemli yer tutar. Stepler hem yağış azlığına hem de su kaybına yol açan uzun yaz kuraklığında ilkbahar ortalarından yaz başlarına kadar yeşilliğini muhafaza eder. Yaz ortalarına doğru bitkilerde sararmalar başlayarak yavaş yavaş kaybolur.
Bünyan’ da ormanlık, koruluk yoktur. Koramaz dağlarının kolları üzerinde yabani armut ağaçları ile Kahveci köyüne ait Eğriyıl tepelerinde çok küçük miktarda meşelik vardır. Ayrıca dağlarda kendiliğinden biten bodur çalılıklara ve keven bitkisine rastlamak mümkündür.
Son yıllarda ilçe merkezinde su boylarında ve sulanabilen arazilerde kavak ve söğüt ağaçları dikilmeye başlanmıştır. İlçe halkı bu sahaya ilgi göstermektedir. Bünyan ve köylerindeki bahçelerde çeşitli meyve ağaçları vardır. Bu ağaçlar içinde elma ve kayısı önemlidir.
Üzüm bağları içerisinde en önemli olanlar, merkezdeki Şeşe ile Karakaya ve Karahıdır köylerindeki bağlardır. Bağcılık son yıllarda gerekli ilgiyi görmediği için gerilemiştir.
 
GÖLLER ve PINARLAR
Tuz Gölü : Tuzhisar kasabası yakınındadır. Çevresindeki ufak dere sularıyla yağmur sularının birikintilerinden meydana gelmiştir. Arazinin çoğunun çorak ve tuzlu olmasından yazın kuruyan gölün etrafında bol miktarda tuz tabakası birikmektedir. Gölün boyu 8 km, eni 4 km dir. Gölün büyük bir bölümü Sarıoğlan ilçesi sınırlarındadır.
Daha önceleri gölden tuz elde edilmekte iken, tuzun acı olması nedeniyle bu işten vaz geçilmiştir. 
İlçe Merkezindeki Pınarlar  :
1- Çepil suyu                           Camiikebir mahallesi
2- Kayapınar                            Halin giriş kısmında
3- Üç gözlü                              Halin alt kısmında
4- Hacı Ali’nin pınar                Sümerbank
5- Büngüldek                           Şahsenem’in başlangıcında
6- Çifte çeşme                          Bayramlı
7- Kimya çeşme                       Namık Kemal İlköğretim Okulunun alt kısmında

---

   EĞİTİM

            
İlçe, eğitime düşkün bir yapıya sahip olup, çok yaşlıların dışında okuma yazma bilmeyen yok gibidir. Okuma yazma oranı % 99 dur.
 
İlçe genelindeki tüm okullarda, normal eğitim olan “ Tekli Eğitim “ verilmektedir. İlçede Kültür Bakanlığı’na bağlı, 1 tanesi İlçe  Merkezi’nde diğeri ise Karadayı Köyü’nde olmak üzere 2 tane halk kütüphanesi bulunmaktadır. Ayrıca, okulların kendi bünyesinde de küçük çaplı kütüphaneler mevcuttur.
 
MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ
 
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, 1 müdür, 2 şube müdürü, 2 şef, 1 memur ve 4 hizmetli ile, Hükümet Konağı’nın 3. Katında  hizmet vermektedir.
 
a-İlköğretim

                           İlçe genelinde, Merkez’de 3,  kasabalarda 8 ve köylerde 6 olmak üzere toplam 17 tane 8 sınıflı İlköğretim okulu mevcuttur.  Yine, hepsi İlçe Merkezi’nde olmak üzere 4 tane 1 - 5 sınıflı okul vardır. Köylerde ise, birleştirilmiş sınıf uygulaması  yapılan 11 tane ilköğretim okulu bulunmaktadır.
 
          İlçeye bağlı 26 köyden birinde ( Asmakaya ) nüfus azlığı nedeni ile hiç okul açılmamış olup, 3 köydeki ( Dağardı, Musaşeyh, ve Yağmurbeyli )okullar, nüfus azlığı, 3 köydeki ( Emirören, Girveli ve Karacaören  ) okullar, taşıma kapsamına alınmaları nedeniyle, 3 köy ( Doğanlar ,Danişmend ve Kösehacılı  ) ise, öğrencileri YİBO lara yerleştirildiklerinden dolayı kapalı durumdadır.        Pirahmet         İlköğretim Okulu 6.7. ve 8. sınıf öğrencileri Koyunabdal İlköğretim Okulu’nun Taşıma merkezi olmaktan çıkarılması nedeniyle 2003-2004 öğretim yılı başında taşıma kapsamından çıkarılarak İl merkezindeki PİO. Ve YİBO.’lara yerleştirildi.
 
    » Taşımalı Eğitim 
 
2003/2004 Öğretim yılında İlçemizde İlçeye bağlı 13, Talas İlçesine bağlı 3  ve Tomarza İlçesine bağlı 1  olmak üzere toplam 16 yerleşim biriminden 5 merkeze 348 öğrenci taşınması yapılmıştır. Taşımalı Eğitim için 2003-2004 öğretim yılı itibarı ile taşıma gideri olarak Eylül-Aralık 2003  döneminde 39.311.475.000TL. ve Taşımalı Yemek gideri olarak Eylül-Aralık 2003  döneminde 20.532.000.000TL. harcama yapılmıştır.
 
1 Ocak 2004-30 Haziran 2004 dönemi taşıması için Talas İlçesi Çevlik köyü ve Tomarza İlçesi Kızılören Köyü hattına yapılan Taşıma ihalesine talipli çıkmadığından iki köyün öğrencilerinin P.İ.O. ve. Y.İ.B.O.’ya yerleştirilmesi karara bağlanmış çalışmalar bu doğrultuda yapılmıştır. Bu dönemde  Taşımalı Eğitim ihalesine  kapsamına alınan yerleşim birimlerinin 3’ nün(Emirören, Girveli ve Karacaören) öğrencilerinin tamamı, birinin (Akçatı Köyü) öğrencilerinin 4.5.6.7 ve 8. sınıfları ve diğer 11  yerleşim yerinin 6.7. ve 8 nci sınıfları  olmak üzere toplam 306 öğrenci taşınmaktadır.
 
1 Ocak 2004 - 30 Haziran 2004 dönemi öğrenci taşıması için ihale bedeli olarak 80.087.360.000 TL  aynı dönem için taşımalı yemek gideri olarak ta 32.742.000.000 TL tahmini harcama öngörülmüştür.

b-Orta Eğitim
 
İlçe genelinde, dördü merkez  biri Büyük Tuzhisar biride Akmescit Beldesinde olmak üzere  Milli Eğitim Bakanlığına bağlı toplam 6  lise mevcut olup bu liseler: Şehit Piyade Teğmen Bekir Öztürk Çok Programlı Lisesi, Endüstri Meslek Lisesi, Naci Baydemir İmam-Hatip Lisesi, B.Tuzhisar Çok Programlı Lisesi ve Akmescit Çok Programlı Lisesidir. Ayrıca İlçe Merkezinde Sağlık Bakanlığına bağlı 1 Sağlık Meslek Lisesi bulunmaktadır.
 
2001-2002  öğretim yılında Şehit Piyade Teğmen Bekir Öztürk Lisesi, Kız Meslek Lisesi ve Ticaret Lisesi aynı çatı altında birleştirilerek  Şehit Piyade Teğmen Bekir Öztürk Çok Programlı Lisesi’ ne dönüştürülmüş olup Halen Şehit Piyade Teğmen Bekir Öztürk Çok Programlı  Lisesi bünyesinde Yabancı Dil Ağırlıklı Lise, Normal Lise, ticaret Meslek Lisesi muhasebe bölümü ve Kız Meslek Lisesi Çocuk Gelişimi Bölümü ile Hazır Giyim Konfeksiyon Bölümleri ile eğitim-öğretim sürdürmektedir.
 
Öğretmen ve Öğrenci Durumu
 
Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde görev yapan öğretmen sayısı; 4 okul öncesi,174 sınıf öğretmeni ve 199 branş öğretmeni olmak üzere toplam 377 dir.        
 
İlçe genelindeki öğrenci sayısı, 3 özel eğitimde, 299 okul öncesinde, 5.247 ilköğretimde ve 1.186 orta öğretimde olmak üzere toplam 6.157 dir.
 
Sağlık Meslek Lisesindeki  öğretmen sayısı  24, öğrenci sayısı ise 88 dir.
 
Yurt ve pansiyonlar
 
İlçe Merkezinde; Naci Baydemir İmam-Hatip Lisesi bünyesinde Din Öğretimi Genel Müdürlüğüne bağlı 75 yatak kapasiteli Devlet Parasız Yatılı Erkek Öğrenci Pansiyonu,  ve 72 ile 62 yatak kapasiteli 2 Özel Erkek Öğrenci Yurdu ve 62 yatak kapasiteli 1 Özel  Kız Öğrenci Yurdu olmak üzere 4 yurt bulunmaktadır. Bu yurtların  toplam  yatak kapasitesi 271 dir.  2003-2004 öğretim yılında pansiyon ve yurtlarımızda 132(Erkek)+ 30 (Kız) olmak üzere toplam162 öğrenci barınmaktadır.
 
İlçede ayrıca, Sabancı Vakfı tarafından bağışlanan 9 yataklı bir öğretmen evi ve lokali mevcuttur.
 
YATIRIMLAR
 
2004 yılında programa alınması teklif edilen inşaat ve ilaveler
 
» İlçe Merkezine P.İ.O. yapımı,
» Merkez Namık Kemal İlköğretim Okuluna  ek 12 derslik yapımı.
» Samağır Köyü İlköğretim Okuluna ek 4 derslik yapımı
» Yeni Süksün İlköğretim Okuluna ek 4 derslik yapımı,
» Ekinciler İlköğretim Okulu hizmet binası  (8 derslik) yapımı,
» Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü Hizmet Binası,
» Anadolu Lisesi hizmet binası (16 derslik)
» Büyüktuzhisar Çok Programlı Lisesine hizmet binası(12 derslik) yapımı,
» Orta Öğretim öğrencileri için (100 öğrenci kapasiteli) kız öğrenci yurdu,
» Orta Öğretim öğrencileri için (100 öğrenci kapasiteli) erkek öğrenci yurdu,
» Şehit Piyade Teğmen Bekir Öztürk Çok Programlı Lisesi bahçesine Spor Salonu. 
 
Kalorifer Tesisatı Yapımı
 
Akmescit Çok Programlı Lise binasının kalorifer panellerinin yenilenmesi.

ONARIMLAR
 
» Akçatı, İlköğretim Okulunun  WC’lerine su tesisatı yapılması, seramik döşenmesi, lavabo ve taşların yenilenmesi

» Merkez Sümer, Çağlayan,Yenimahalle,  Cumhuriyet, Namık Kemal, Fatih ve Atatürk  İlköğretim Okullarının  WC’lerinin bakım ve onarımlarının yapılarak eksikliklerin tamamlanması,

» Merkez Sümer, Çağlayan,Yenimahalle,  Cumhuriyet, Namık Kemal, Fatih ve Atatürk  İlköğretim Okullarının boyalarının elden geçirilmesi, Atatürk, Sümer ve Yenimahalle  İlköğretim Okulları hariç ahşap pencerelerin PVC ye dönüştürülmesi,

» Koyunabdal Orhan Kaplan, Güllüce, Yeni Süksün, B.Tuzhisar ve Elbaşı Ş.J. Er Zafer Akkaş, ve Büyük Bürüngüz İlköğretim Okullarının bakım ve onarımlarının yapılarak boyalarının elden geçirilmesi,

» B.Tuzhisar ve Güllüce İlköğretim Okulu (Eski binalarının), Yeni Süksün, Akçatı, Kardeşler, Kahveci, Pirahmet, Samağır, Sultanhanı İlköğretim Okulu  ahşap pencerelerinin PVC ye dönüştürülmesi,

» Ağcalı, Akçatı, B. Tuzhisar, Kardeşler, Kahveci, Pirahmet, Samağır, Sultanhanı, Burhaniye, Sıvgın, Topsöğüt, Körübaşı Yakup Atila, Elbaşı Ş.J. Er Zafer Akkaş, Güllüce, Hazarşah, Cumhuriyet, Yenimahalle, Çağlayan, Sümer ve Namık Kemal İlköğretim Okullarının zemin kat pencerelerine demir korkuluk yapılması.

» Burhaniye, Kardeşler, Karahıdır, Sıvgın, Samağır, ve Yeni Mahalle İlköğretim Okulları ihata duvarlarının bakım onarımı, bahçe kapılarının elden geçirilmesi olmayanların yapılması.

» Bütün okulların boya badana, çatı ve yağmur olukları elden geçirilmesi.
 
PERSONEL İHTİYACI
 
Hizmetlerin daha verimli olması için, İlçemizin merkez, belde ve köylerimizde;  21 Memur, 47 Hizmetli ve 1 şoför’e   ihtiyaç vardır. 
 
c- Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü
 
Kurum; Hükümet Konağı 3 Katında, Milli Eğitim Müdürlüğü ile iç içe, 1 Müdür,  1 Memur ve 1 Hizmetli ile hizmetlerini yürütmektedir.

Müdürlükçe 2003 - 2004 Eğitim - Öğretim yılı içerisinde açılan kurslar

» 3 Lise Giriş Sınavları Hazırlık Kursu ( Merkezde ),
» 7 Üniversiteye Hazırlık Kursu ( Merkezde ).
» 1 İngilizce Kursu
» 2 Matematik Kursu
» 1 Biyoloji Kursu
» 1 Kimya Kursu
» 1 Fizik Kursu 
 
Açılan bu kurslarda toplam 35 öğretmen görev aldı ve 456 öğrenciye hizmet sunuldu.

 2004-2005 ÖĞRETİM YILI İÇİN AÇILMASI PLANLANAN KURSLAR :
 
» I. Kademe Okuma – Yazma Kursları :Burhaniye, Pirahmet, Kahveci, Topsöğüt, İğdecik, Samağır, Güllüce, Merkez Yeni Mahalle ve Sümer İlköğretim Okullarında, II. Kademe Okuma yazma kursları Elbaşı, Karakaya, Karadayı ve Ekinciler Köyleri ile Merkez sağlık ve Yeni Mahallede açılması planlamaktadır.

» Bilgisayar :  Merkez Namık Kemal İlköğretim Okulu, B.Tuzhisar İlköğretim Okulu ve Akmescit İlköğretim Okulunda Bilgisayar kursu açılması planlanmış olup  talepler ve imkanlar ölçüsünde yeni kursların açılması  planlanmaktadır.

» Anadolu ve Fen Liselerine Hazırlık Kursları uygun olan merkez ve kasaba ilköğretim okullarında talepler doğrultusunda açılacaktır.

» Sıhhi tesisatçılık ve elektrik tesisatçılığı kurslarının açılması planlanmaktadır.

» Aile planlaması, Aile çocuk sağlığı, Zararlı alışkanlıklardan korunma, Dengeli Beslenme Çevre Sağlığı, Trafik, Yetişkin eğitimi, Doğayı koruma ve ağaçlandırma, İnsan Hakları ve Demokrasi  ve İlkyardım konularında halka ve kursiyerlere yönelik  periyodik olarak seminer düzenlenmesi planlanmaktadır.

» İngilizce Hazırlık Kursu (2 adet): Atatürk İlköğretim Okulu’nda açılması planlanmıştır.

» Kalorifer ateşçiliği Kursu (1 adet): İlçe Jandarma Bölük Komutanlığında planlanmıştır.
 
          Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğünce ayrıca, “Aile planlaması”, “Aile çocuk sağlığı”, “Zararlı alışkanlıklardan korunma”, “Dengeli beslenme”, “Çevre sağlığı”, “Trafik”, “Yetişkin eğitimi”, “Doğayı koruma ve ağaçlandırma”, “İlk yardım” ve “İnsan hakları ve demokrasi” konularında, halka ve kursiyerlere yönelik periyodik olarak seminerler düzenlenmesi planlanmaktadır.
 
Halk Eğitim Müdürlüğünün kendine ait bir hizmet binasının olmayışı, hizmetleri son derece güçleştirmektedir. Kuruma ait, bir hizmet binası acil olarak gerekli olup, söz konusu bina, İlçenin sosyal ve kültürel gelişimi açısından da ayrı bir önem arz etmektedir. Yine, İlçede, her türlü toplantı, panel, konferans, sosyal ve kültürel faaliyetlerin yapılacağı bir salonun yokluğu, halk eğitim hizmet binasını son derece gerekli kılmaktadır.
 
d- Mesleki Eğitim Merkezi
 
Mesleki Eğitim Merkezi, Endüstri Meslek Lisesi bünyesinde  olup, Merkez tarafından, geçen eğitim -  öğretim yılında, çeşitli meslek dalında 1 kişiye sınavsız, 22 kişiye de sınavla olmak üzere toplam 23 kişiye ustalık sınavla belgesi verilmiştir.
  
Mesleki Eğitim Merkezi, çeşitli meslek gruplarında 2003-2004 öğretim yılı itibarı ile 5 öğrenci (4 Erkek berberliği, 1 oto tamirciliği) bulunmaktadır.


BÜNYAN'da SAĞLIK
       
      Sağlık Grup Başkanlığı
      
      İlçedeki sağlık teşkilatları bu gruba bağlıdır.

      Sağlık teşkilatları :
 
1- Devlet hastanesi
2- Sağlık ocakları
 
1-      Devlet Hastanesi : Halihazırda 25 yatak kapasitesi vardır, ek binanın  50 yatak kapasitesi vardır.
 
Görev yapan üniteler :
1.      Kadın doğum
2.      Çocuk
3.      Dahiliye
4.      Genel cerrahi
5.      Diş polikliniği
6.      Acil ( 24 saat görev yapmaktadır. )
           
2-     Sağlık Ocakları : 224 sayılı sağlık hizmetlerinin sosyalizasyon kanununa göre kurulmuş yataksız sağlık kuruluşlarıdır. Biri merkezde olmak üzere İğdecik, Elbaşı ve Tuzhisar’ da  dört sağlık ocağı vardır.

Sağlık ocaklarının görevi, tabiblik hizmetleridir. Bu hizmetler ,
 
1-Aile plânlaması ( Ana çocok sağlığı )
2-Aşı bağışıklama ( Aşılama )
3-Çevre sağlığı  ( Su, kanalizasyon, esnaf denetimi gibi )
4-Poliklinik hizmetleri
a)  Günlük poliklinik, adli tabiplik
b)  Mahalle ve köy taramaları
c)  Gebe, bebek takipleri ( Ebelerle birlikte )
d)  İlk yardım, basit muamele

EKONOMİ

       
  BÜNYAN’IN EKONOMİK YAPISINA GENEL BAKIŞ
 
  İlçe ekonomisinde tarım ve hayvancılığın yanında halıcılık ve yapı işçiliği de önemli bir yer tutar.
 
  Tarla tarımı hemen hemen her köyde yapılmaktadır, sadece hayvancılıkla geçinen köy yoktur.Ekonomisinde hayvancılığın önemli yer tuttuğu köyler vardır.
 
Genellikle Türkmen köylerinde tarıma göre hayvancılık daha ağır basar.
 
A. TARIM
 
   Tarımın temel dayanağı tarla ürünleridir. İlçenin ekilebilir topraklarının %93.3 gibi büyük bölümü tarla olarak geri kalan küçük bölümleri bağ-bahçe % 3.9, çayır % 2.8 olarak kullanılmaktadır.
 
   Tarlaların % 58.6 gibi önemli bir bölümü tahıla ayrılmıştır. Bakliyat ve öteki ürünlere ayrılan bölümü % 13.7 dir. Endüstri ve hayvan yemi ürünleri % 2.1 gibi küçük bir bölümü ihtiva eder.
 
   Genellikle tarım ürünlerinden buğday, arpa ve yulaf köy dışında satılan ürünlerdir. Soğan, patates, elma gibi ürünleri dışarıya satan köy sayısı çok azdır. Altı, yedi köyde de şeker pancarı ekimi yapılır.
 
   İlçe tarımında verim düşüktür. Bunun başlıca sebebi, sulu tarımın az olmasıdır.
 
   İlçede tarım ve hayvancılıkla ilgili kurum Tarım, Orman Köy İşleri müdürlüğüdür.1985 yılında üç bakanlık birleşerek bir bakanlık olmuştur. Tarım ve hayvancılıkta ıslah çalışmaları aynı bakanlıkça yürütülmektedir.
 
Ziraat Müdürlüğünün görevleri :
1-     Bitkisel ürünlerin geliştirilmesi, birim sahadan azami verimin alınması
2-     Yeni çeşitlerin ( Tohum, fidan gibi ) çiftçiye intikali
3-     Damızlık hayvanların ( Civciv, İnek gibi ) çiftçiye dağıtımı
4-     Zirai yayım ( Tarım kuruluşlarından alınan bilgilerin çiftçiye aktarılması. )
 
B. HAYVANCILIK
 
İlçede bir iki köy haricinde hayvancılık gelişmemiştir. Ancak bazı aileler geçimlerini bu yoldan temin etmektedirler. İlçe genelindeki hayvancılık, ailelerin ihtiyacını karşılayacak durumdadır. Son zamanlarda hayvancılık daha da güçleşmektedir. Bunun sebebi hayvan otlayacak meraların tarla yapılmasıdır.
 
Hayvancılığın gelişmemesinde başlıca etkenler :
1-     Ahır hayvancılığının gelişmemesi
2-     Yem bitkilerinin yeteri kadar yetiştirilmemesi.
3-     Endüstri yeminden yeteri kadar faydalanılmaması
4-     Hayvan ırkının yerli olması
5-     Hayvan ürünlerinin iyi değerlendirilememesi
 
Son zamanlarda besi hayvancılığına ilgi artmıştır. Bu türlü girişimler devlet tarafından da desteklenmektedir.
 
Veterinerlik  İlçemiz veterinerliğince örnek bir çalışma yapılarak hayvan ıslahı ve tedavisi için aşırı bir çaba gösterilmektedir. Çevredeki besi ahırları kontrol altına alınarak hayvan bakımı ve tedavisi hakkında gerekli bilgiler verilmektedir.
 
Veterinerliğin Görevleri :
» Hayvandan elde edilen ürünlerin birim başına verimini artırmak
» Hayvan ıslahı ( Tabii ve suni tohumlama )
» Hayvanları hastalıklara karşı koruyucu tedbir alma ( Aşı )
» Zoonos ( İnsanlardan hayvanlara, hayvanlardan insanlara geçen kuduz, tüberküloz, malta humması gibi ) hastalıklarla mücadele
» Hayvan ürünlerinin kontrolü ( Mezbaha gibi )
» Yurt içi, yurt dılı hayvan hareketlerinin kontrolü
 
İlçe genelinde toplam canlı hayvan sayısı 145116 dır. Bunun 19871’ i büyük baş, 90805’ i küçük baş, 34440’ı kümes hayvanıdır.
 
C. HALICILIK
 
     İlçe ekonomisinde halıcılığın yeri büyüktür. Bazı aileler geçimini yalnız halıcılıkla temin etmektedir.
 
D. ESNAFLIK
 
Tarıma müsait arazisi olmayan köy halkı, geçimlerini temin gayesiyle başka vilayetlere çalışmaya gitmektedir. Bu süre kısa bir müddette olabilmekte dört beş ay da.


TURİZM

Kayseri il merkezine yakınlığı nedeniyle günübirlik turizm için önemli  potansiyel olduğundan değerlendirilmektedir. Sarımsaklı Suyunun çıkış yeri olan  Pınarbaşı mevkii, Kayabaşı, Kayaaltı, Sarımsaklı Vadisi gibi özellikleri nedeniyle mesire amaçlı turizme uygundur.
Ayrıca, Kayabaşı Mağaraları, Samağır Köyündeki Mağaralar, Doğanlar Mahallesindeki Şammaspir Kilisesi, İlhanlılar dönemine ait Cami-i Kebir, Kayseri - Sivas Karayolunun  47 nci kilometresi Sultanhanı Köyünde bulunan Sultan Hanı, Karadayı köyünde bulunan Karatay Hanı, Büyük Bürüngüz  Köyünde bulunan  Sultan Alaaddin Camii, Selçuklu Mezarları, Dulkadiroğlu Beyliği dönemine ait Samağır Köyünde bulunan  Abdurrahman Gazi Türbesi, Karakaya Beldesinde bulunan  Seyit Halil Türbesi,  Osmanlılar dönemine ait  Yenice Mahallesindeki Papaz Çeşmesi, Büyük Bürüngüz Köyündeki Daniş Ali Bey Camii, Çeşmesi  ve  Yazıcı Çeşmesi  gibi tarih abidesi eserlerle doludur.
Bünyan turizm alanları tarihi, jeomorfolojik yapı, halıcılık ve doğal güzellik yönünden zengin bir yapıya sahip olma-sına rağmen iyi tanıtım yapılamadığın-dan yeterli seviyede turizm faaliyetleri gerçekleşmemiştir. Ancak Kayseri İl Merkezine yakın olduğundan (40 km) günübirlik turizm için önemli  potansiyel olduğundan Pınarbaşı mevkii, Kayabaşı, Kayaaltı, Sarımsaklı Vadisi gibi özellikleri nedeniyle mesire amaçlı turizm yapılmaktadır.....
 

BÜNYAN:
Konumu: Bünyan, İç Anadolu Bölgesin'in Yukarı Kızılırmak bölümünde yer alır. Kayseri İli'nin kuzeydoğusunda bulunan Koramaz Dağı'nın eteklerinde kurulmuştur.
Bünyan, Doğudan Pınarbaşı, Güneyden Tomarza, Batıdan Kayseri Merkezi ve Talas İlçesi, Kuzeyden Sarıoğlan ve Akkışla İlçeleriyle çevrilidir.

Yollara Göre Konumu:
· Kayseri-Malatya Karayolu üzerinde Kayseriye 43, Malatyaya ise 310 Km uzaklıktadır.
· Bünyan, Kayseri Sivas Demiryolu Üzerindeki Tuzhisar İstasyonuna 14, Sarımsaklı İstasyonuna ise 16Km mesafededir.
· Bünyan Kayseri Havaalanına 45, Ankara Esenboğa Havaalanına ise 375Km uzaklıktadır.
· Bünyan, Akdeniz kıyısındaki Mersin Limanına 370, Karadeniz kıyısındaki Samsun Limanına 500Km uzaklıktadır.
· Bünyan Başkent Ankaraya 365 Km mesafededir.
Yüzölçümü:1865 Km² dir. Rakımın, 1250M dir. Nüfusu 1990 Yılı Nüfus Sayımına Göre 13563 tür. Köyleriyle birlikte toplam nüfus ise, 43795 tir.
Yeryüzü Şekilleri:
1. Koramaz Dağı: Bünyanın ve İç Anadolu Bölgesinin Güneybatısından Kuzeydoğuya doğru uzanır.Orta Torosların bir uzantısı gibi görünür. Yüksekliği 1920M.dir. Bu dağ silsilesi içinde Mercimek, Altınpınarı, Ayvasıl ve Beşpunar Tepeleri önemlidir.
2. Karakaya Dağı: Bünyanın Kuzeybatısına Düşer. Karakaya Köyü Yakınlarındadır. Yüksekliği 1750M.dir. Kayseri Merkez ile Bünyan İlçesi Sınırlarını Çizer.
Akarsuları:
Sarımsaklı Suyu: Bünyan'ın 3 Km doğusundaki Göztepe Denilen Dağ'dan kaynağını alır.Kaynaktaki adı Pınarbaşıdır. Bu su Kasaba içinde yaklaşık 80 metredeki çağlayandan aşağı düşer.Bu düşüş sırasında üzerinde kurulu hidroelektrik santrali ile 100kw gücünde elektrik elde edilir.
Kasaba içinde doğudan gelen Boğaz Suyu ile birleşerek Sarımsaklı Suyu Adını Alır. Sarımsaklı Suyu Bünyan'ın içme suyunu karşıladığı gibi elektrik üretiminde ve bağ, bahçe sulamalarında da kullanılır.
Bünyanın Meşhur Yemekleri:
Sulu Köfte (Çelik Köfte), Üzengi, Bunbar Dolması, Aside, Mantı, Tepsi Mantısı, Kıtma (Kırpma Mantı), Gendime, Sızgıt, Göveç, Piroğlu, Kulak Çorbası, Yağ Mantısı, Kayısı Kavurma, İçli Köfte, Erişte...
Bünyan Halıları:
Bünyan halılarıyla ünlü bir ilçedir. Halı Tipleri;
1. Yastık Yüzü
2. Minder
3. Heybe
4. Levha
5. Çeyrek (90x130cm)
6. Beşyüz (Seccade 120x180cm)
7. Karyola (Altıyüz, 150x240cm))
8. Kelle (Yediyüz, 2mx3m)
9. Taban (6m²-12m² arası)
10. Sedir (Sof)

Dokunan halılar motiflerine göre:
1. Çiçekli desenler
2. Göbekli desenler
3. Kilim desenler (Geometrik)
4. Kuş ve hayvan desenleri
olarak kendi aralarında kısımlara ayrılırlar. Ayrıca Girobolu Battaniyesi de meşhurdur.
   

   BÜNYAN'da HALICILIK

              Bünyan’ın halılarının tarihi gelişim evrelerini sağlam olarak tesbit edebilmemiz için dünya halıcılığının doğuşu gelişim evrelerinin mekanla ilişkisini oratya koymak gerekir.
Prof. Dr. Oktay Aslanapa, “ Halı dünya medeniyetine Türklerin hediyesidir . ” der. Aksi mümkün olmayan bu tesbit doğrultusunda Bünyan’da halıcılığın gelişimi Türklerin Orta Asya’dan göçleri ve neticede Selçuklularla Anadoluyu yurt olarak tercih etmeleriyle aynı eş zamana düşer.
Bünyan’a Türklerin kesin olarak hangi tarihlerde geldikleri bilinmemektedir. Ancak gerek Kayseri’de gerekse Bünyan’da Kuman ( Kıpçak ), Hazar, Saka ve Uz Türklerine ait yer adları 1071 yılından çok daha önceleri bu bölgeye türklerin yerleştiklerini göstermektedir. ( Saka, Erek, Sıvgın Bünyan’da köy adı; Saka Uz, Isıbıdın Kayseri’de köy adıdır; Uz, Tortin Bünyan’da mevki adıdır. ) Bu bölge 1071 Malazgirt zaferinden sonra 1086 yılında Mehmet Gümüştekin Gazi tarafından feth edilip Danışmentli Beyliğine bağlanmışve Türkleştirilmiştir.
Halılar üzerinde araştırmalar henüz çok yeni olmasına rağmen elde edilen bilgiler halıcılığın doğduğu yerin Orta Asya Türklerinin yaşadığı bölgeler olduğunu göstermiştir. Avcı göçebe olarak yaşayan bu kavimler ilk zamanlar avladıkları hayvanların postlarını kullanıyorlardı. Fakat daha sonra çoban göçebe haline gelince, hayvanların yünlerinden elde ettikleri yün iplikleri, uçları dışarı doğru sarkar şekilde düğümleyerek, suni post yapmak yönünde bir dokumaya gittiler. Bu şekilde düğümlü halıların en ibtidâi şekli keşfedilmiş oldu. Desenin ortaya çıkması için bu sarkan uçların kesilmesi gerekliydi. Bunun ne zaman olduğunu tam olarak bilemiyoruz. Ancak daha sonra çok büyük gelişme gösterecek olan düğümlü halı tekniğinin ilk olarak Orata Asya’da Türklerin bulunduğu bölgede gelişmeye başlamış olması çok önemlidir. Son yıllarda Sibirya’da Altayların eteklerinde Pazırık Kurganlarından beşincisinde, Rus arkeoloğu tarafından bulunmuş olan bir halı, özellikleri ile dikkati çeker. M.Ö. 5-3. y.y. yapıldığı tahmin edilen bu halı kurganın içine dolan suların donarak buzul haline gelmesi ile muhafaza edilerek zamanımıza kadar gelmiştir.1,83 X 2 m boyutlu kareye yakın halı “ Gördes Türk Düğümü “ yapılmış olup dm² de 3600 düğüm vardır. Pazırık bölgesinden bulunan bu halı bordürlerinde görülen gnifon, sığın geyiği süvari figürleri ile zeminedeki Lotus-Palmetli kare dolgular halı desenindeki çeşitli etkiler gösterecek yönde değerlendirilmektedir.
Orata Asya Türk boyları halılarda kullandıkları motifler genelde hayvan motiflerinden at motiflerine, hayvanların boğuşurken gösteren süslemelere yer verdikleri ayrıca savaş aleti olarak kullandıkları ok, yay, mızrak ve buna benzer aletlerin motif olarak kullanıldığı kurgun bulgularından anlaşılmaktadır. Türkler ana yurtlarından sahip oldukları kültür unsurlarını göç ettikleri bölgelere taşımışlardır. Günümüzde bu gelişimin izlerini halı motifleri üzerinde takip edebileceğimiz gibi Göktürk Kitabelerinden Anadolu’da bulunan mezar taşlarına kadar güçlü Orta Asya kökenli kültür unsurlarının yansımalarını görmek mümkündür. Prof. Dr. Orhan Türkdoğan hocanın belirttiği gibi Ahlat Selçuk mezarlığı beşik veya sivri balbalları andıran mezar taşları yöreye Kırgız ve Yenişey havalisini andıran bir görünüm kazandırmaktadır.Bine yakın sütunları andıran mezarlarıyla Ahlat Orkun Abidelerinin İslamlaşmış kimliğidir.
Araştırma sahamız olan Bünyan ilçe mezarlığındaki eski mezarlardaki benzerlikler bir milletin örfüyle, adetleriyle, dünya görüşüyle, mimarisiyle devamlılığının en büyük kanıtıdır. İfade etmeye çalıştığımız bu hususları Kaşgarlı Mahmut şu veciz sözüyle özetlemektedir: “ Toprak değişir, töre değişmez. “
Halı Divan-ı Lügati-t Türk’te “ Kalı “ veya “ Kalıng “ şeklinde belirtilmiştir. Bu kelime bu gün Bünyan’da kullanılan “ Kalın “ kelimesinden başka bir şey değildir. Manası, gelinin başlıca çeyizi halı olduğuna göre Kalın/Kalıh ile halı kelimelerinin birbiriyle ilişkisi ortaya çıkmış olur.
Buraya kadar halıcılığın genel manada gelişimini belirttikten sonra Bünyan halıcılığı ve özelliklerini belirtmeye çalışacağız.
Bünyan halıda ismini duyurması, Bünyan’ın yerleşim yeri olarak büyümesiyle ve buna bağlı olarak halı üretiminin artmasıyla başlar. Bünyan halılarının kendine özgü motifleri vardır. 18 ve 19. yy. larda nüfusun artmasıyla üretimde artmıştır. O zamanlarda ilçede kilim, ipek halıcılığı ve yünlü halılarda dokunmakta imiş. Bünyan halıcılığının gerçek anlamda atılım yapması ise 20. yy. 1914-1916 yıllarında gerçekleşmiştir. Bu tarihlerde kilim tezgahları tarafından halı dokunmasına uygun hale getirilmiş, kilim ve ipek halı dokumacılığı ise kaybolmuştur. Kök boya kullanımıda çok kısa bir süre daha devam etmiştir. 1926 yılında Bünyan halı ipliği fabrikası kurulmasıyla da tarihe karışmıştır.
Bu gün bünyan’da kök boya kullanan ve üretimini yapan tek kişi Ş. Hacıpaşaoğlu’dur.
1932 yılında iplik fabrikasının Sümerbank’a satılmasıyla battaniye ve yünlü dokumaya çevrilmesi sonucu bir dönem İngiltere’nin Manchester şehrinden iplik getirilir. İşin ilginç tarafı İngilizlerin bu iplikleri boyamak için Bünyan’da bol bol yetişen ve kök boyamacılığında kullanılan Cehri isimli bitkiyi 19 yy. bu bölgeden alıpgötürmüşlerdir. Özellikle Sarı Cehri denilen tür, ipekli ve pamukluların boyanmasında kullanılıyordu. Halk arasında Mancester diye ün yapan halılar İngilizlerden getirilen iplerle yapılan halılardır.
Bu gün halıcılığın bu altın devri Bünyanlıyı kooperatifçiliğe yöneltmiştir. Ancak bu yüzden devam ettirilememiştir. Günümüzde Bünyan’da halıcılık ev halıcılğı olarak devam etmektedir. Halıcı esnaflar tezgahları hazırlayıp halı dokuyan ailelere dağıtmakta gerekli iplikler verilmekte bu sistem içerisinde halılar imal edilmektedir. Herhangi bir atölye veya fabrika türü üretim söz konusu değildir.

BÜNYAN HALILARINDA RENKLER VE KÖK BOYASI
            Türk halılarının kendine has motif özellikleri halılarda kullanılan malzeme ve dokuma şeklindeki kalitenin iyi olması pazarlardan devamlı istenmesine sebep olmuştur.
            Halı motiflerinde kullanılan renkler çok önemlidir. Bu renkleri elde edebilmek için kullanılan tabii kök boyalarla birlikte çeşitli yabancı maddeler halıların uzun müddet parlak ve canlı kalmalarını sağlamıştır. Motiflerde kullanılan renklerde dikkati çeken bir husus kırmızı rengin çok kullanılmasıdır. Türklerin en sevdiği renk olarak bilinen kırmızı rengin zenginlik, asalet sembolü olması bu rengin sık sık kullanılmasına sebep olmuştur. Kırmızı rekten sonra sarı, mavi, yeşil, siyah ve beyaz renklerde ağırlıklı bir şekilde kullanılmıştır.
  Günümüzde sentetik boyaların kullanılması halıların eski özelliğini kaybettirmiştir. Evvelce halılarda kullanılan bütün malzeme yün iken bu gün pamukla yün bir arada kullanılmaktadır.
Doğal boyalarla imal edilen halılar sentetik halılarla imal edilenlere göre uzun yıllar canlı, sağlam ve kullanışlı olmaktadırlar.
Doğal boyalar öteden beri dokumacılıkta kullanılan yün, pamuk, ipek gibi doğal liflerin renklendirilmesinde XIX. Yüzyılın ortalarına kadar yani sentetik boyaların keşfine kadar aralıksız olarak kullanıldığı biliniyor. Doğal boya tabiatta bulunan çeşitli bitkilerin ve böcekleri... içerdiği boya maddelerden yararlanılarak yapılan bir işlemdir. Söz konusu boya maddesi bitkilerin kök, gövde, yaprak, çiçek ve meyveleriyle bazı böcek türü canlılardan elde edilmekte, kullanma şekli ise gerek taze gerekse kurutulmuş olarak değerlendirilmektedir.
Tabiatta boyar maddeli pek çok bitki vardır. Ancak hem canlı renkler veren hem de ışığa, suya ve yıkanmaya karşı haslık derecesi sağlayan bitkiler ile canlı diğer maddeler en değerli olanlardır. Bunların sayısı ise çok değildir. Bu tür canlılar geçmiş yıllarda özel olarak yetiştirilmişler ve ülkeler arasında önemli bir alış veriş metası olmuşlardır. Osmanlı döneminde Bünyan’da Cehri bitkisi özel bahçelerde yetiştirilerek ihraç yapılmakta idi. Tarih boyunca değerli kabul edilen boya maddeleri ve boyama işleminde kullanılan yardımcı maddeleri ( Mordanlar ) şu şekilde sıralayabiliriz:
A-Sarılar : Saçıkıbrızla mordanlanmış 1 kg yün, 1,5 kg sütleğen bitkisiyle bir saat kaynatılırsa kirli sarı dediğimiz pastel bir renk elde edilir.
Şapla mordanlanan 1 kg yün, 1 kg kuru zeytin yapraklarıyla bir saat kaynatılırsa limon sarısı elde edilir.
500 gr ısırgan otu yaşken toplanır , şapla moradnlanmış yünlerle 1 saat kaynatılır ve bir gece aynı suda bırakılırsa elde edilen renk sarı pasteldir.
Bunlardan başka fındık yapraklarının kurusundan, vişne ağacı yapraklarından, nar çiçeklerinden, ada çayı, kuru soğan ve saman çöplerinden sarı rengin çeşitli tonları elde edilir.
B-Kırmızılar: Yün iplerini boyamadan evvel şapla mordan yapılır. 100 kısım iplik, %8 oranında sap, 95 oranında tartarik asit ( Kremtartar ) suda eritilerek yünler bu sıvı ile 1,5 – 2 saat kaynatılır. Diğer taraftan kök boyadan belli bir miktar hazırlanır. Hangi koyulukta kırmızı istiyorsak ona göre bir ayarlama yaparak daha parlak kımızılar için sönmüş kirece de ihtiyaç duyulur. Boyanacak iplikler önce yarım saat bu şekilde hazırlanmış sıvının içerisine bırakılır. Bir saat kaynattıktan sonra çıkartıp kontrol ettiğimizde Edirne kırmızısı denilen renge ulaşmışsak işleme son verilir. Bir gece kazanda kalan yünler ertesi gün kurutup yıkadığımızda ve bolca çalkalayarak kuruttuğumuz zaman, parlak kromatik bir kırmızı elde edilir.
Yünleri şapla mordanladıktan sonra kök tozuyla kaynatırken daha koyu kırmızı elde etmek için bir miktar saçıkıbrız eriterek içine atarız. Böylece bakır kırmızısı elde ederiz.
Bundan başka soğan kabuklarından, kına tozundan vs. bitkilerdende kırmızı rengi elde etmek mümkündür.
      C-Mavi : Bu rengi veren bitki “ İndigofera Tinctoria “ denilen ve Doğu Hindistan’da yetişen çivit boyasıdır. Elde edilecek olan renk bitkinin yapraklarında bulunmaktadır. Bizim memleketimizde yetişen ise “ İsatis Tintoria “ dır.
Çivit boya bitkisi çiçek açmadan evvel dalları kesilir; üst üste gelmek üzere 45-50 derece sıcaklıktaki suya batırılır. İki üç saat sonra boya çıkmaya başlar. Bu sıvı daha sonra başka bir kaba aktarılarak , daha da saflaştırılır. Filtre edilir ve mat hale getirilir.
Evvelce çivit boya fermantasyon suretiyle elde edilirdi. Bu yöntemle kireç ve soda eriyiği ile fermante edilip sonra oluşacak eriyiğe boyanacak yünler batırılıp çıkarıldıktan sonra havanın tesiriyle boya oluşurdu. Bu usül oldukça güç olduğundan şimdi daha basit olan Hidrosülfit mordanıyla boya oluşmaktadır. İndigo mavisi denilen bu renk ışıktan etkilenmez. Sekiz on asırlık çivit zeminli antika halılar bu gün dahi en canlı örneklerdendir.


       BÜNYAN HALILARININ ÖZELLİKLERİ
Bünyan halılarında zemin iki kısımdan ibarettir. Birinci kısım kenar suların ve kolonların bulunduğu alan, ikinci kısım ise iç mekandır. Her iki kısım arasında da bir uyum mevcuttur. Halılarda kullanılan bordürler yer ve bölgeler itibariyle farklılıklar gösterir. Bazı bölgelerde bordürler üç sıra iken bazı bölgelerde 7-8 sıra olmaktadır.
Bünyan halıcılığının temeli Orta Asya kökenli olup Anadolu’daki zaman içerisindeki kültürel, ekonomik, sosyal yapıdaki değişmelerin zorlaması ile gelişim evresini tamamlamıştır. 1908-1909 yıllarından itibaren Bünyan halılarında malzeme olarak suni boyalarla boyanmış fabrikasyon yün ipliğiyle pamuk ipliği kullanılmaya başlanmıştır. Bu dönem halılarında kullanılan motifler genelde düzenleme olarak ifade edilen geometrik esaslı motiflerdir.  Birden fazla motifte düzenleme, çubuklu düzenleme, atlamalı düzenleme, geçişli düzenleme ve merkeze toplanan düzenlemelerdir. Aynı zamanda bir motifin tekrarından oluşan düzenlemelerde vardır. Bu dönemde dokunan halıları dört grupta toplamak mümkündür.
 
1-     İpi elden yapılıp tabii boyalarla boyanan iplerden dokunan halılar
2-     Sentetik boyalarla boyanmış Manchester yün ipinden yapılan halılar
3-     Boyasız koyun yününden yapılan halılar ( Paturel ve Anakara )
4-     Bursa ipeğinden yapılan halılar ( İpek halılar )                                                             
Bünyan halılarında genelde standart ölçüler hakimdir. ( Boy enin 1,5 katı olmaktadır ) Ebadlarına göre halılar değişik isimler almaktadırlar.
60 cm x 90 cm                                               Yastık
90 cm x 130 cm                                             Arşın çeyrek
120 cm x 180 cm                                           Seccade ( 500 lük )
120 cm x 225 cm                                            Karyola ( 600 lük )
2 m x 3 m                                                        Kelle ( 700 lük )
6 m² den 12 m² ye kadar olan halılara taban halısı ismi verilir. Motif çeşidi bakımından Bünyan halıları 3 grupta toplanır.
a)     Çiçekli :  1. İnce çiçekli ( empirme )
                       2. İri çiçekli ( Bademli ve Farahan ) gibi isimlerdir.
b)     Geometrik motifli :  Kazak ( Sandıklı ) Şirvan, Buhara Ladik gibi eski tarihi motifler bulundukları şehrin isimlerini   almışlardır.
c)     Göbekli :  Kazan Lalezar, Hayali Üzümlü gibi çeşitli isimler alırlar.
Bünyan halılarının cm² sinde ortalama 16-30 ilmek bulunmaktadır. Halının cm² sinde ilmek sayısı ne kadar fazla olursa kalitesi o nisbette iyi olur.
Halı iplerinde numara yükseldikçe 2,5 - 3,75 nım ip incelir. Cm² de 16 ilmek (Düğüm) olan halılara 20 nim çözgü , cm² de 30 ilmek olan halılara da 30 nm çözgü kullanılır.
   BÜNYAN’DA HALI KAPASİTESİ VE EKONOMİYE KATKISI

          Kayseri yöresinde Bünyan ve Yahyalı olmak üzere halıcılık iki yörede yoğunlaşmıştır.
          Ayseri yöresinde 100 bin civarında tezgah olduğu tahmin edilmektedir. Yahyalı yöresindeki 10 bin tezgah dışında dokunan 90 bin tezgahtan çıkan halıların piyasadaki adı Bünyan halılarıdır.
Bünyan ve köylerinde 5 bin dolayında halkın büyüklü ve küçüklü tezgahları vardır. Bunlardan 3500 tanesi ilçe merkezinde 1500’e yakını da köylerdedir. Bunlara ek olarak Sümerbank’a ait köylerimizde halı tezgahları bulunmaktadır. Büyük köylerdeki tezgah adeti şöyledir .
Süksün                          90 adet
Topsöğüt                      30 adet
Sıvgın                            40 adet
Karadayı                       20 adet
Bünyan halıcılığı evlerde bulunan tezgahlarda dokunan halılar şeklinde varlığını sürdürmektedir. Araştırmalarımıza göre ailelerin %70 e yakını halıcılık faaliyeti içerisinde bulunmakta olup bunların içinde de %60  tamamiyle geçimi halıcılığa dayanmaktadır. İlçedeki diğer ekonomik faaliyetler ve dağılımını incelersek yukarda belirttiğimiz oranların daha iyi anlaşılması sağlanmış olur.
Tarım : Genelde belirli ailelerin uğraşıdır. Bünyan’ın tarımsal faaliyetleri 10-15 ailenin tekelindedir. Genele yayılmamıştır.
Hayvancılık: İlçede geçmiş zamanda büyük ve küçük baş hayvancılık yoğun olarak yapılıyorken günümüzde sadece kırsal kesimden gelenlerin uğraşı durumundadır. Besicilik şeklinde yapılır. Çünkü meraların tamamı tarıma açılmış durumdadır.
Sanayi : İlçede eskiden 255 kişinin çalıştığı Sümerbank battaniye fabrikası faaliyet gösteriyorken şu an özelleşmiş olan fabrika sınırlı olarak çalışmakta olup işçilerin çoğu işten çıkarılmış durumdadır.
Bünsa bilye fabrikası yaklaşık 50 işçi kapasite ile çalışmaktadır. İlçede bunlardan başka bir de çimento fabrikası bulunmaktadır.
Bu belirttiğimiz alanlardan sınırlı sayıda insan faydalanmaktadır. Bunlardan başka halkın bir kısmı hizmetler sektöründe, bir kısmı da Kayseri ve çevresindeki işletmelerde çalıştıkları düşünülürse geri kalan büyük çoğunluk geçimini halıcılıktan sağlamaktadır.


TARİHİ ESERLER

BÜNYAN’ IN  TARİHİ ESERLERİ
 
Bünyan ve çevresinde yerleşimin çok eski tarihlere dayanması burada birçok medeniyetlerin hüküm sürmesine neden olmuştur. Yerleşim tarihi binlerce yılı aştığı için eski medeniyetlerden kalan eserlerden kayabaşındaki mağaralar haricinde temel kalıntıları kalmıştır.Bu devirden kalan tarihi eserlerin ekseriyeti laht, göz yaşı şişeleri, çanak-çömlek, yazılı tablet, kabartma ve para şeklindedir.
 
Selçuklu, İlhanlı ve Osmanlılar  zamanından kalan eserler özelliklerini korumaktadır. İlçe sınırlarındaki
tarihi eserleri tarihlerine göre dokuz grupta toplamak mümkündür.
 
1- Etiler'den kalan tarihi eserler
2- Med'lerden kalan tarihi eserler
3- Tabal Krallığından kalan tarihi eserler
4- Roma döneminden kalan tarihi eserler
5- Arap istilaları zamanında kalan tarihi eserler
6- İlhanlılar döneminden kalan tarihi eserler
7- Selçuklular döneminden kalan tarihi eserler
8- Dülkadiroğlu Beyliği döneminden kalan tarihi eserler
9- Osmanlı döneminden kalan tarihi eserler
 
 
Etilerden Kalan Tarihi Eserler:

a) Kayabaşındaki Mağaralar: Bu mağaralar insan emeği ile oda biçimine getirilerek odalar arasında bağlantıyı sağlayan kapılar açılmış, dışarı ile irtibatı sağlayan kapı yerine kapıdan daha büyük teker biçiminde yuvarlak taş kesilerek kapı görevinde kullanılmıştır. Dıştan açılması imkansız olan bu taş içeriden manivela sistemi ile kolayca yuvarlanıp açılabilmektedir.
 
b) Samağır Köyünde Bulunan Mağara ve Kalıntılar:Köyün Çevlik ismi verilen mevkiindeki içerisi insanların oturmasına ve ihtiyaçlarına müsait hale getirilen mağralar ile yığma tepenin altına giden kayalardan yontma merdivenlerdir. Bu merdivenlerin giriş yeri çöktüğü için içerisinde ne olduğu bilinmemektedir. Yalnız merdivenlerin iki tarafındaki kayadan oyma nöbet yerleri durmaktadır.
                         
ATEŞ SUNAĞI  
 
a) Ateş Sunağı: Heykel 1915-1920 yılları arasında Bünyan'dan müzeye gönderilmiştir. Sunağın dört köşeli yüksek gövdesi iki ayaklı bir kaideye dayanmakta ve üstü çift kademeli bir plak taşımaktadır. Kaidenin ve bilhassa üst plakın kenarları kısmen vuruk kısmen de iyice kırıktır. Gövdenin dört tarafında geniş kenar bordürleri vardır. Bunlar kaidenin üst kısmı ve plakın alt kenarı ile birlikte 0.32 m. yükseklikte ve 0.25 m. genişlikte dört köşeli birer oyma sahası teşkil etmektedir. Her dört taraftada sahayı iyice dolduran bir erkek kabartması vardır. Figürün kısımları şunlardır ; yüzü tamamen açık bırakılan bir başlık, sağ kolu açık olan bir manto, ökçeli yüksek çizmeler ve hafifçe indirilmiş sağ kolun ucundaki elde çarpık olarak yukarıya doğru tutulan bir demet çalı. Kalkık olan sol elin açık parmakları üzerinde yuvarlak dipli yassı bir kap durmaktadır.İki bacak ve ayak arka arkaya resmedilmiş olduğu gibi,figür büyük gözleri, kalın burnu ve sivri sakalı ile tam manası ile profil olarak görülmektedir.Sunağın dört cephesinde de erkek figürünün aynı hareketleri yaparken ve aynı eşyaları taşırken resmedilmiştir. Bu kabartmalar ateş kültüne(ayin)katıllan  bir rahibi canlandırmaktadır. Bu heykelin  bir özelliğide Anadolu’ da yalnız  Bünyan'da  bulunmuş olmasıdır. Burada bulunduğu  söylenen ateş tapınağından ise hiçbir iz yoktur. (Prof.Kurt Bitten'in çok önemlidir butapınağın yerinin tespit edilmesi lazımdır  demesine rağmen  bu yönde hiçbir çalışma olmamıştır.)
 
Tabal Kırallığından kalan tarihi eserler:

(Tabal Krallığı Etilerden yıkılmasından  sonra Etilerce kurulan krallıktır.)
a)       Topsöğüt köyündeki kabartmalar, havuz ve mağaralar.
b)       Sultanhanı köyündeki Tabal Krallığının prenslik merkezi temel kalıntıları (Prenslik merkezi olduğuna dair kitabe Kayseri müzesindedir.)
c)        Kahveci köyünde üç sokular denilen mevkiindeki kalıntılar ve burada bulunan yazılı taş.
d)       Girveli köyünde bulunan mermer üzerindeki kabartma aslan resmi (Kayseri müzesindedir.)
e)       Koyunabdal köyünde bulunan pişirilmiş topraktan yapılan tek parça laht (Ölü sandığı) Kayseri müzesindedir.
 
Romalılar devrinden kalan tarihi eserler:            
 
a) Doğanlar mahallesindeki Şammaspir kilisesi: Batı Roma İmparatorluğu zamanında kurulan kilise Cizvit teşkilatına dahildir.Gayesi Anadolu’da Hıristiyan dinini yaymak ve bu gaye için çalışan birlikler arasında irtibatı sağlamaktır. Kilise Cizvitlerin (İsa birliği üyesi) önemli merkezlerinden birisidir. Çevredeki kilise ve manastırlarburadan idare edilmiştir. (Büyük Bürüngüzdeki kilise, Dağardı köyündeki kilise ve rahip okulu gibi) Bu kiliselerde yaşayan cizvitlerle Cenevizlilerin bir ilgisi yoktur. Şammaspir kilisesi eski derebeyi şatoları gibi yüz metre yükseklikteki kayanın burcuna yapılmıştır. Zamanında yurdun her tarafından ziyaretçisi gelen bu kilisenin yatakhaneleri, yemekhaneleri ve sayfiye evleri bulunmakta idi. Bu kilise teşkilatları Anadolu’da nisbeten gayelerinde muvaffak olmuş birçok Türk’ü hıristiyan yapmıştır. Kurtuluş Savaşından sonra Yunanistan’daki Türklerle mübadele edilenlerin ekseriyeti hıristiyan olmuşTürklerdir. Bu mübadele edilenlerin içerisinde Bünyan’dan gidenlerde vardır. 1990 yılında bu kilise ile ilgili deri üzerine yazılmış bir İncil kitabı Rus ortodoks kilisesince satın alınmıştır. Osmanlı devleti zamanında kilise (Namei resül) dedikleri Peygamberşn güya pençe izini taşıyan sahte bir beratla yıllarca vergiden muaf tutulmuştur.  Zamanında Şammaspir kilisesinin etrafı içiçe üç surla çevreli imiş. Bir Fransız seyyahın gezi notlarında kilisenin alt katında nöbetçilerin beklediği bir silah odasındanda  bahsedilmektedir.

Yakın zamana kadar duran kilise gereksiz sebeplerden yıkılmıştır. (Bayramlı camii’nin önündeki sütunlar bu kiliseye aittir.) Kiliseden zamanımızda temel kalıntılarından başka bir şey kalmamıştır.
 
Arap istilası zamanından kalan tarihi eserler:

Sümerbank fabrikasının yapımında temel kazısından çıkan bir çömlek içerisindeki gümüş paralar Abbasi  halifelerinden Müstazi Binirullah’a aittir.
 
İlhanlılar dönemine ait Tarihi eserler:

a) İlçe Merkezinde bulunan Ulu camii (Cami-i Kebir)
Kesme taş duvarlarıyla bir kale görünümündedir. Düz çatı ile örtülü olup dört ağır paye mekanı Mihrap duvarına dik üç nefe ayırır. En önemli yani portali ve buradaki kitabe ile süslemeleridir. Geometrik ve nebati süsleme yanında stilize grifon ve aslan başlarına benzer kabartmalardan aslan başlı bodür dikkati çeker.

Cami’nin portal nişine uygun olarak U şeklinde yerleştirilmiş 396 x 36 cm ebadındaki mermer iki satır olan kitabenin 19 cm enindeki geniş üst satırında Kur’an’dan 1-18 ayet yazılıdır.

Tercümesi: Alah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, Namazını kılan zekatını veren ve Allah’tan başka bir kimseden korkmayanlar onarırlar. İşte onlar doğru yolu bunlardan olabilirler Allah doğrudur.  

8 cm genişliğindeki alt satırın tercümesi: Nebi Allah’ın rahmet ve selamı ona olsun buyurdu. Herkim küçükte olsa bir mescit yaptırırsa Allah’ta okimse için cennette bir ev yapar ve o eve hamd evi adını verir. Bu mübarek mescidin imarını emirlerin emiri adil, müeyyed muzaffer, fasıkları kahreden, isyankarları katleden, Zahirettin bin Tac-ı kızıl (Altun taç) Allah onun akibetini hayır eylesin emretti 734 (1333) senesini Muharrem ayının başında bina edildi.   
 
Kitabenin, Caminin cephe duvarı ile aynı seviyede bulunan sağ ucunda üç satır halinde Kara Bula oğlu Kaluyan yaptı. Sol ucundada yine üç satır halinde kitabeyi yazanın ve babasının ismi olan yazılar bulunmaktadır.  Camii Kebir’e Salih Bey Camii’de denmesinin sebebi Salih Bey ismindeki bir şahsın camiyi tamir ettirmesindendir.
 
Selçuklular dönemine ait tarihi eserler:
 
SULTAN  HAN
  a)  Sultanhanı: Kayseri-Sivas karayolunun 47 nci km’sinde Sultanhanı köyündedir. Han sağlam takviye          kuleleriyle dıştan bir kaleyi andırmaktadır. Selçuklu sultanı 1. Alaaddin Keykubat zamanında 1232-1236 tarihleri arasında yapılan bu binanın kitabesi yoktur. Giriş kapısından iki yanında revakları ve ortasında mescidi bulunan bu avluya girilir.

Arabalık ve ahır hizmeti gören doğudaki revak derinliği hanın dış duvarına kadar uzanır. Avlunun kuzeydoğu köşesindeki oda grubu bir hamama ait olmalıdır. Batı grubundaki işletmeye veya önemli kişilere ait idi. Avlunun ortasında küp şeklinde ve ayak kemerleri üzerinde oturan mescidi vardır. Mescidin dört köşeside ejder ve değişik motiflerle süslüdür. Avlunun Güneyinde selçuklu tarzında anıtsal bir kapıdan kapalı büyük salona geçilir. Tamamiyle tonozlarla örtülen salonun merkez tonozun üstünde bingilere dayana bir kubbe yükselir. Burada kervanlar bütün eşyaları ile birlikte kalırdı.

Kubbesindeki kitabede (innefetahna) fetih ayeti yazılıdır. Hanın büyük kemer kapısı üzerindeki ibarede: Elmülkü lillahüvelbaki, elvahidülkahhar, essultan, Essultanazam, şeyhinşahımuazzam, Gıyasüddin, veddeyle Kekkubad Bin Keyhüsrev kısmün emirül Mü’minin tarihi sene Selase mietün minbadil hicre yazılıdır.
Dünyada ilk sigorta sistemi bu hanlarda uygulanmıştır. Gelen yolcular gecenin her saatinde hana girebilmekte, fakat çıkışlar sabahın muayyen bir saatinde olmakta idi. Kapıların açılma saati gelmeden bütün yolcular kalkar, üzerinde taşımakta olduğu eşyaları kontrol eder, bir eksiği yoksa handan çıkardı.
Hanlar vakıf olarak çalıştığı için gelen yolcular hayvanlarıyla birlikte 3 gün ücretsiz kalır. Üç günden sonra ücret ödemeye başlardı. Hastalık halinde ise iyi olana kadar hanlarda ücretsiz kalınırdı.

KARATAY HAN

Karatay hanı: Karadayı köyündendir. Bu han bazı değişikliklerle Sultanhanı’na benzer. Hana kuzey tarafında iri saç örgülü beden kulelerinin bulunduğu cephesindeki muhteşem kapısından girilir. Bol motiflerle süslü kapının üzerindeki kitabelerden bu hanın Selçuklu vezirlerinden Celaleddin Karatay tarafından yaptırıldığı ve 1240 yılında tamamlandığı belirtilmektedir.

Kapı ile avlu arasında bir giriş kısmı vardır. Mescidi girişin sağındadır. Solunda da içerisinde birkaç mezar bulunan eyvanın taç kemerini çeşitli tezyinat ve eski Türk takvimlerinden alınan, hayvan motifleri çevirmektedir. Hanın diğer tezniyatı ve su olukları üzerindeki şekilde hayvan ve insan figürleri çok miktarda görülmektedir. Hamamı avlunun güneydoğu köşesindedir.

Hanın büyük kemer kapısı üzerinde Arapça ibarede: Elmülkü lillah hüvelbaki, elvahidül kahhar, essultan ibnusultan, essultanazam, Şeyhinşahı Tarihi sene selase mi etün minbadil hicre yazılıdır.

 “Mülk tanrınındır. Baki ve daim olan Allah’tır. En büyük sultan, hükümdarlar hükümdarı alemde Allah’ın gölgesi dünya ve dinin yardımcısı ebul Fatih Emürül mümin kasimi Keykubat oğlu Key Hüsrev zamanında 638 hicri tarihinde inşa edilmiştir.”

Kapıdaki kitabenin türkçesi şöyledir: “Allah’ın adı ile başlarım. Mülk daim ve baki olan Allah’ındır. En ulu sultan Hükümdarlar Hükümdarı ümmetlerin efendisi fetih babası Keyhüsrev oğlu Keykubat.

Ayrıca hanın içinde vakfın şartlarını bozanlar veya yerine getirmeyenler için beddualar vardır. Özetle şöyle demektedir: Herkim vakfımın şartlarından birini değiştirir, hükümsüzlüğe sürüklerse veya yerine getirmeye çekinirse günah onundur. Tanrı şüphe yokki görür ve bilir. Vakfa dokunan veya onun şartlarını gerçekleştirmeden alı koyan kimse Tanrının, kitapların, Meleklerin ve bütün insanların laneti Kıyamete kadar okimse üzerinde olsun. Tanrı ona yeter. Her nefis kıyamet günüde farklı cezalara çarptırılacaktır.

Tanrı ve ahirete (Kıyamet günü) İnanan Halife, Sultan, Vezir, Seyit, Kadı, Müftü, Müntesip ve insanlardan diğerhiçbirine bu vakfı bozmak ve değerini düşürmek helal olmaz. Kim değiştirirse o zalimdir. Tanrı zalimler için ağır ceza ve kötülük hükmedeceği günde ona azabın kötüsünü ve ağır acısını tattırsın. Onun orucunu, namazını, zekatını ne haccını ne ibadetini ne farzını ne nafilesini ne secdesini kabul buyurmasın.

Karatay hanının en büyük özelliklerinden biri diğer hanlarda pek rastlanmayan çok ince işlenmiş süslemelerdir.

Hanın süslemeleri hakkında Sultan Baybars’ın 1277 yılında Anadolu’ya yaptığı sefere katılan ve yol üzerindeki menziller hakkında not tutan Kadı Muhyiddin bin Abdüzzahir, günlüğünde, Sultan Baybars’ın Kayseri’den dönerken konakladığı Karatay hanından şöyle söz etmektedir.

Atabek Celaleddin Karatay’ın Kayseri-Eski Malatya arasında yaptırdığı han 1241 yılında tamalanmıştır. Hanın figürlü sülemeleri Selçuklu sanatında özel bir yer tutmaktadır. Avlu portali ve giriş eyvanında yoğunlaşan bu figürlerin yalnızca dekoratif amaçla yapıldığını düşünemeyi. Selçuklu hayvan figürleri ve sembolik anlamları konusunda çeşitli araştırmalar, üslupları bakımından avrasya hayvan sanatına bağlanan bu figürlerin çoğunun, anlamları bakımındanda Orta Asya şaman inançları ile ilgili olduklarını ortaya koymuştur.

Asya Türkleri arasında en eski ve yaygın inanç olan şamanizm, doğa güçlerine insan ve hayvan biçimleri vermektedir. İstediği şekle girebilen şaman, olağanüstü yetenekleri sayesinde bu güçlerle bağ kurmaktadır. Zamanla, dokuz kat göğün üstündeki baş tanrı Ülgen ile yedikat yerin altındaki Erlik’in yanında, gök ve yer katmanları arasında bir çok tanrı olmuştur. Gerek Şaman’ın üzerindeki simgeler örneğin ülgen’in dokuz kızını simgeleyen bebekler, ay ve güneşi simgeleyen madeni kurslar gerek davulundaki resimler, ruhları simgeleyen ve Şaman’ı yolculuklarında koruyan, aydınlık ve güneşin simgesi aslan, Dünya eksenini temsil eden ejderve aslanlarla korunan, gökle yeri bağlayan hayat ağacı, yerine göre karanlık yer altı güçlerini simgeleyen yerine göre uğur, tılsım, bereket getirici ejder motifitaşıdıkları bu sembolik anlamlara göre mimari ve el sanatlarında simgesel işaret olarak kullanılmıştır.

Karatay Hanının figürlü süslemeleri içinde en tanınanı, giriş eyvanının avluya açılan kemerini kuşatan ejder başlı, düğümlü silmesidir. Zengi sanatının düğümlü geçme motifi simetrik ejder başıyla kaynaşarak gövdeyi oluşturmuştur. Selçuklu sanatında ejderlerin çeşitli sembolik anlamlarda kullanıldıkları görülmektedir. Orta Asya Şaman gelenekleriyle bağlantılı yıldızlarla ilgili (astral) mitolojik inançlar ve gökyüzü yer altı dünyası ile ilgili inançlar karmaşık bir semboller dünyası oluşturur. Bazen birbirlerine zıt anlamları olmasına karşın ejderin en önemli özelliği kozmik bir figür olmasıdır. Eski Orta Asya inancına göre gök kubbenin ahengi bir ejder çiftine bağlıdır. Gök kubbedeki 7 gezegenin altında, dünya ekseninin en aşağısında düğümlü bulunan bu ejderin biri erkek ve bir dişi iki meleğin çağrısıyla yıldızların dönüşünü başlatırlar. Böylelikle ejder çifti ahenk, hareket, gezegen ve burç sembolleriile birlikte gösterildiğindede evren sembolüdür.Ejder çiftleri tek başlarına yada gezegen, burç, sembolleriyle birlikte karanlık ve kötülüklerle mücadeleyi de sembolize etmektedir. Ejder çifti Orta Çağda zıt prensip olarak ay ve güneş sembolüydü. Ejderlerin gövdelerindeki düğümler ay ve güneş tutulmalarında gezegenlerin çeşitli durumlarını sembolize eden astronomik işaretler olarak kullanılıyordu. Mitolojiye göre ay ve güneş tutulmalarıejderlerin bunları yutmaları ile oluyor, karşılıklı ejder çiftlerinin gecenin sembolü olan ayı yutmaları ile aydınlığın, güneşin, iyiliğin üstünlüğü canlandırılmıştır.   Karatay Hanındaki ejder çiftinin arasına, düğümlü geçmenin karakterine uygun olarak yapılan “top motifi” Uzakdoğu, Ortaasya ve İran’da da karşımıza çıkmaktadır. Ayı simgeleyen bu motifle bağlantılı olarak, bulutlar ayı kapladığı  yada ejderler inciyi, Ayı yuttukları zaman yeryüzüne bereket getirici yağmurlar düştüğünden, ejder çifti bereket sembolu olarak kullanılmıştır.

Karatay Hanını kötülüklerden, düşmandan, hastalıklardan koruyan, hanın işlevine bağlı olarak bolluk ve bereketi simgeleyen figürlü simgelerin yoğunlaştığı diğer bir alan avlu portalidir. Portalin mukarnaslı kavsarasını kuşatan rumi ve palmet kıvrımlı bitkisel bordürün içine insan ve hayvan figürleri gizlenmiştir. Sol tarafta kuş, sağ tarafta aslan figürlerin işlendiği sütunçe başlıklarının üzerinden başlayan bordürün bitkisel kıvrımları arasına boğa, insan ve aslan başları karşılıklı iki çıplak kadın figürü ve karşılıklı iki aslan figürü gizlenmiştir.

Ayrıca kavsaranın hemen altındaki karşılıklı iki küçük panoda insan başlı kuş siren kabartmaları ve aslan başları bulunmaktadır.

Anadolu Selçuklu sanatında özellikle taş plastikte karşılaştığımız insan figürleri ay vegüneş sembolleri olarak kabul edilir. Bu figürler tek başlarına kullanıldıkları gibi diğer burç işaretleriylede görülmektedir. İnsan figürleri aslan ile birlikte kullanıldıklarında güneşi, boğa ile ayı simgelemektedir.

Ortaasya kavimlerinde ay ve güneş kültünün varlığı bilinmektedir. Günlük yaşamda astroloji büyük yer tutmaktaydı. Selçuklu sanatının zengin figür dünyası içinde karşılaştığımız ay ve güneş simgesi figürleri yüzyıllarca yaşatılan geleneklerin izleri olarak gök kültünü anımsatan Şaman adetleri diye yorumlayabiliriz. Aslan figürüde güneşi sembolize ettiğinden gök kültü ile bağlantılıdır. Aslanın koruyucu olması kuvvet ve kudreti sembolize etmesi bu figürlerin yapıları kötülüklerden korunmak amacıyla nazarlık olarak yapıldığını göstermektedir.

Karatay hanının diğer figürlü çörtenindeki insan boğa kabartmalarının burç gezegen ikilisi olması ihtimali olduğu gibi, iki zıt prensibin betimide olabilirler. İnsan, aydınlık, kuvvet ve iyiliği temsil ederken her zaman yenilmiş olarak gösterilen boğa karanlık, kötülük ve düşmandır. Burada insan figürü kendisine tos atmaya çalışan boğaların önüne geçerek karanlığı ve kötülüğü önlemektedir.

Anadolu Selçuklu sanatında hayat ağacı ve onu koruyan efsanevi hayvan belirtilerine birçok yapıda rastlanmaktadır. Karatay hanının da avlu portalinde +mukarnaslı kavsaranın hemen altındaki karşılıklı iki panoda hayat ağacını simgeleyen bitkisel örgü zeminin iki yanında sirenler ve üsttede aslan başları görülmektedir. Bu siren kabartmalarını koruyucusu oldukları hayat ağaçları ve bu iki pano arasındaki 9 adet yuvarlak rozet ile birlikte değerlendirebiliriz.

Hayat ağacının yanındaki rozetlerdegezegenleri sembolize etmektedir. Orta çağda 7 gezegen biliniyordu ve bazı durumlarla ejder ile bu sayı dpkuza çıkarılıyor. Ejderin başı yükselen kuyruğu alçalan ay düğümlerinin sembolleriydi ve bunlar gezegen olarak kabul edilirdi. Gökyüzüne gezegenlere ulaşmayı sağlayan bu hayat ağacını koruyan siren motifleri de koruyucu unsur nazarlık, tılsım, kudret ve kuvvet sembolüdür. Böylelikle yapının içi kötülüklerden korunmak istenmiştir.

Anadolu Selçuklularının da Büyük Selçuklular gibi 12 hayvanlı devreyi bilmedikleri, yazışmalarında bu takvimi kullanmadıkları görülmektedir. Fakat mimaride ve küçük sanatlarda Türk-Çin hayvan takviminin kullanılmış olması geleneklere bağlılığın göstergesidir.

Karatay hanının figürlü bezemeleri, Anadolu Selçuklu semboller dünyasının çok karmaşık ve zengin olduğunu ortaya koymaktadır. Orta Asya gelenekleri, özelliklede Şaman inançlarıyla bağlantılı olan bu sembollerin Türklerin Müslümanlığı kabul etmelerinden sonrada yaşamış olması onların geleneklerine bağlılıklarını göstermektedir.

Karatay Hanındaki figürlü bezemeler gelenekleri yaşatmanın ötesinde, hanı kötülüklerden, düşmandan koruyan nazarlık, tılsımgibi sembolik anlamlar taşımakta özellikle hanın işlemesi için bolluk ve bereketi simgelemektedir.

Bu kervansaraya ait 26 m uzunluğunda deri üzerine yazılı bir ferman 1937 yılında müzeye verilmiştir. 

c- Sultan alaaddin camii: Büyük Bürüngüz köyündendir. Bu camiye Aleddevle de denilmektedir. Aleddevleden bu camiyi 200-250 yıl önce yaptırmıştır. Camii Selçuklu sultanı Alaaddin Keykubad tarafından 1214-1234 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Selçuklu mimari tarzında olup kubbelidir. Devlet tarafından büyük onarından geçerek restore ettirilmiştir.

d- Selçuklu mezar taşları: Merkez camii Kebir mahallesindeki mezarlıkta bulunan bu taşların üzerindeki tarih 1067’dir. Anadolu 1067’de Afşin Bey komutasında Türk ordusu tarafından işgal edilmiştir.

e- İlbaşı mezarları: Elbaşı nahiyesindeki  bu mezarlar akıncı beylerinin mezar türündendir. İki yekpare taşın içi oyularak birleştirilmiştir. Sanduka görünümünde üzeri işlemelidir.

DULKADİROĞLU BEYLİĞİ DÖNEMİNDEN KALAN TARİHİ ESERLER

a) Abdurrahman gazi türbesi: Türbe Samağır köyünün orta kısmında yüksekçe bir tepededir. Bina altıgen plan üzerinde kubbeli olarak yığma taşlardan yapılmış basit bir yapıya sahiptir. Türbe küçük olduğu için geniş bölümünü sanduka kaplamıştır.
Kayseri bir ara Dulkadiroğlu Beyliğinin hakimiyeti altına girince dulkadiroğlu beylerinden aleddevle bozkurt ve Aleddevle Şahrun beyler Kayseri ve çevresinde imar ve tamir işleri yapmışlar.

Karakaya köyündekiSeyit Halil Hazretleri türbesi: Aynı dönemden kalma olan bu türbede altıgen plan üzerine yapılmıştır. Diğer türbeden farkı, daha büyük olmasıdır. Türbenin yakınında bulunan tekke yıkılarak yokolmuştur.

Osmanlılar döneminden kalan tarihi eserler

a) Papaz çeşmesi: Yenice mahallesinde cadde üzerinde  klasik tarzda bir yapıdır. Ön cephesinde yuvarlak taştan yekpare iki sütun üzerindekemer vardır. Üst kısmı kemerle yan duvarlar üzerine basmaktadır. Çeşmenin aska cephesi açıktır. Demir parmaklıkla kapatılan bukısım, zamanında arka planda bulunan kilisenin penceresi durumunda idi. Halen görevini sürdürmekte olan çeşmenin suyu kaynak suyudur.
 
b) Daniş ali bey camii: Büyük Bürüngüz köyündedir. Danişmendilerden Ali Bey tarafından 1579 yılında yaptırılmıştır. Kemerli bir yapıya sahip olup yazlık ve kışlık olmak üzere iki kısımdan ibarettir. Camiyi yaptıranın aile efradı ile minareyi yaptıran Şefika Hanım caminin içerisinde ayrı bir bölümde yatmaktadır.

c) Daniş ali bey çeşmesi: Büyük Bürüngüz köyündedir. 1565 tarihinde Daniş Ali Bey tarafından yaptırılmıştır. Osmanlı mimari tarzında yapılmış kubbeli bir yapıya sahiptir. Dış duvarındaki kitabenin bozulmaya yüz tutması üzerine mermer üzerine yazdırılarak çeşmenin iç duvarına monte edilmştir. Kitabesindeki beyitte çeşmeyi yaptıran kişiye methiye söylenerek çeşmenin yapılış tarihi belirtilmiştir.

d) Yazıcı çeşmesi: Büyük Bürüngüz köyündedir. 1129 (1713) tarihinde Osmanlı Padişahlarından Sultan Abdül Aziz tarafından yaptırılmıştır. Üç tarafı kemerli, kubbeli bir yapıya sahiptir. Duvarın dış yüzündeki kitabe hava şartlarından bozulmuştur. Ancak tarih olarak 1129 tarihi okunabilmektedir. 

Daha önceleri İvriz denilen kaynaktan çıkan su, derenin içinden akar köy de ihtiyacını bu dereden temin edermiş, Osmanlı Padişahlarından Sultan Abdül Aziz İvriz’in etrafının havuz biçimine getirilerek, suyun da köye yapılacak bir çeşmeden akıtılmasını emreder. Bu emrin gerekçesi şu hadisedir:  

Sultan Abdül Aziz’in saraydaki ser katibi B. Bürüngüz’lüdür. Katibin köydeki yaşlı annesi ineğini dereye sulamaya götürürken inek kayar ve ayağını kırar. Bu olaya çok üzülen yaşlı kadın durumu mektupla saraydaki oğluna bildirir. Mektubu okuyan katib buna çok üzülür. Padişah durumu farkedince sebebini öğrenir. Onun üzerine İvriz’in etrafının duvarla çevrilip suyun da köyün içine yaptırılacak bir çeşmeden akıtılması emrini verir. (İvriz soğuk su anlamına gelmektedir.)



BÜNYAN'ın KÖYLERİ
 

   KÖYLER(24)
     Ağcalı
     Akçatı
     Asmakaya
     Burhaniye
     Dağardı
     Ekinciler
     Emirören
     Girveli
     Hazarşah
     İğdecik
     Kahveci
     Karacaören
     Karadayı
     Karahıdır
     Kardeşler
     Köprübaşı
     Kösehacılı
     Musaseyh
     Samağır
     Sıvgın
     Sultan hanı
     Topsöğüt
     Yağmurbey
     Yünören
   BELEDİYELER(9)
     Merkez
     Akmescit
     Büyük Bürüngüz
     Büyük Tuzhisar
     Elbaşı
     Güllüce
     Karakaya
     Koyunabdal
     Yeni Süksün
  


GİLABORU'yu TANIYOR MUSUNUZ?

    
Resimler için tıklayın

Viburnum opulus)
İngl. Cramp Bark, Alm. Gemeiner Schneeball
 
Yöresel adları: Dağdığan ağ, geleboru, gilabada, gildar, giligili,girabolu, girebolu
 
Drog adı: Cortex viburni opuli / ağaç kabuğu
 
Tentür: Viburnum olpulus D1-D3
 
Toplama/kurutma :Genç dalların kabukları nisan-mayıs döneminde soyulur, ince kıyılır ve gölgede kurutulur. 2-4 m yükseklikteki bu ağaç, ülkemizde Orta Anadolu bölgesinde yetişir. Ağacın meyvesinin turşusu da yapılır(Kayseri).
 
Bileşim: Viburnin, Valerian asitleri, Salikoside, Arbutin, reçine, tanen
 
Etkileri: Kramp çözücü, yatıştırıcı, adstingent(dokuları sıkıştırıcı-sağlamlaştırıcı), sinir sistemini güçlendirici
 
Kullanım alanları: Gilaburu ağaç kabuğu, kramplara ve kas gerginliklerine karşı oluşturduğu olumlu etki nedeniyle, saygıyla anılmaya hak kazanmıştır. Genellikle iki alanda kullanılır: Biri, yumurtalık ve dölyatağı kasları ile ilgili problemlerdir. Bitki dölyatağını yatıştırır ve böylece adet görme sürecindeki ağrılı kramplar sona erer. Aynı biçimde etki yaparak, olası düşükleri de önleyebilir. İkinci kullanım alanı ise, aşırı adet kanamalarının ve menopozla ilgili aşırı kanamaların kontrol altına  alınmasıdır.
 
Kullanım biçimleri: Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış dal kabuğu, orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, hafif ısıda kaynama derecesine kadar ısıtılır ve 10-15 dakika kaynadıktan sonra süzülür. Günde 3 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan içilir.
 
Karışım: Dölyatağı ve yumurtalık ağrılarına karşı ve olası düşük tehlikesine karşı, kediotu kökü çayı ile eşit oranda karıştırılarak kullanılır. Yarım tatlı kaşığı gilaburu kabuğu ile yarım bardak suda hazırlanan gilaburu çayı, yarım tatlı kaşığı kediotu kökünün yarım bardak kaynar suyla haşlanıp, 10 dakika demlendirilen kediotu kökü çayı ile eşit oranda karıştırılarak içilir.
Tentür: Viburnum opulus D1, D2 veya D3 inceltisi, günde 3 kere 25-30 damla, yarım kahve fincanı ılık suya eklenerek alınır. Yukarıda anılan tüm rahatsızlıklara karşı etkilidir.
 
Uyarı: Aspirine alerjisi olanlarda alerjik tepkilere yol açabilir. Önerilen dozajlara uyulduğunda, bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur.
 
HER DERDE DEVA
 
Gilaboru meyvesinin halk arasında böbrek hastalıklarının tedavisinde ve böbrek taşının düşürülmesinde yaygın olarak kullanıldığını belirten Doç. Dr. Aksoy, şöyle dedi:
 
“Sonbaharda toplanıp salamura yapıldıktan sonra tüketilen gilaboru, sadece böbrek hastalıklarına değil, birçok hastalığın tedavisinde de yararlı olmaktadır. Kabukları kaynatılan gilaboru, astım, romatizma, yüksek tansiyon, sara nöbetleri (epilepsi), kabakulak, doğum sonrası spazmlar, uyku bozukluğu gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanılabilmektedir. Gilaboru suyu, ayrıca safra kesesi hastalıkları ile bazı karaciğer hastalıklarına da iyi gelmektedir. Gilaborunun bazı kanser tümörlerini azaltmadaki olumlu etkileriyle ilgili olarak halen Amerika’da, Harward Medicine School’un araştırması devam etmektedir.”
 
alpha-Amyrin:
Summenformel: C30H50O
Molmasse: 426,7 g/mol
beta-Amyrin:
Summenformel: C30H50O
Molmasse: 426,7 g/mol

 
Bitki Adı : GİRABOLU AĞACI (Viburnum opulus)
 
Yöresel Adı : Dağdığanağ,geleboru.gilabada,gildar,giligili,girabolu,girebolu
Drog Adı : cortex viburni opuli / ağaç kabuğu
Toplama/Kurutma :  Genç dalların kabukları nisan-mayıs döneminde soyulur, ince kıyılır ve gölgede kurutulur. 2-4 m yükseklikteki bu ağaç, Ülkemizde Orta Anadolu bölgesinde yetişir. Ağacın meyvesinin turşusu da yapılır (Kayseri).
Etkileri: Kramp çözücü, yatıştırıcı, adstingent (dokuları sıkıştırıcı sağlamlaştırıcı), sinir sistemini güçlendirici Kullanım Alanları : Gilaburu ağaç kabuğu, kramplara ve kas gerginliklerine karşı oluşturduğu olumlu etki nedeniyle, saygıyla anılmaya hak kazanmıştır. Genellikle iki alanda kullanılır. Biri,yumurtalık ve dölyatağı kasları ile ilgili problemlerdir. Bitki dölyatağını yatıştırır ve böylece adet görme sürecindeki ağrılı kramplar sona erer. Aynı biçimde etki yaparak, olası düşükleri de önleyebilir. İkinci kullanım alanı ise, aşırı adet kanamalarının ve menopozla ilgili aşırı kanamaların kontrol altına alınmasıdır.
Kullanım Biçimleri : yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış dal kabuğu, orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, hafif ısıda kaynama derecesine kadar ısıtılır ve 10-15 dakika kaynadıktan sonra süzülür. Günde 3 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan içilir. Uyarı : Aspirine alerjisi olanlarda alerjik tepkilere yol açabilir. Önerilen dozajlara uyulduğunda, bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur.
 
Girabolu (Viburnum opulus) - Hanımlarda rahim spazmını giderir, hamileliği kolaylaştırır. Regllerin ağrısız olmasını sağlar .

 
-          Vakitsiz bebek düşüm ve doğumlarını önler.
-           İdrar söktürerek üreyi düşürür, sinirleri kuvvetlendirir



Bünyan
  Bünyan Resimleri 

  Rakamlarla Bünyan 

Kuruluş Yılı 
  1895

Rakım 
  1330 mt

 Yüzölçümü (km2)
  1.358

 İl Merkezine Uzaklığı
  41 km.

 Toplam Nüfus
  39.542

 İlçe Nüfusu
  12.510

 Belediye Sayısı
  9

 Köy Sayısı
  25

 Posta kodu
 

 İlçe Haritası

 

 

 KAYMAKAMLIK 

 İlçe Kaymakamı
  Ertuğrul KILIÇ

 Santral
  (352) 712 10 15

 Fax
  712 10 02 - 1153

 e-posta
 

 web
  http://www.bunyan.gov.tr

 BELEDİYE 

 Başkan
  Ahmet Yaşar TOKTAŞ

 Santral
  0352 7121040

 Fax
  03527121947

 e-posta
  bunyanbelediyesi@superonline.com

 web
 

 

  İLÇEDEKİ BELEDİYELER, MAHALLELER VE MUHTARLARI

  Bünyan (Merkez)

Mahalle
Muhtar
Telefon

FATİH
Cemal YILMAZ
7121810

BAYRAMLI
Mehmet KESKİN
7122040

DOĞANLAR
Ahmet TURAN
7121367

CAMİİCEDİT
Mehmet CURA
7123760

CAMİİKEBİR
Mustafa DİNÇER
7121537

CUMHURİYET
Ömer ERDEN
7120773

DERVİŞAĞA
Hacı DEMİRCAN
7121837

İBRAHİMBEY
Cahit ÖZÇELİK
7121410

YENİCE
Nemci ÖZŞAHİN
7121225

YENİ
Yakup ERKILIÇ
535 6534431

YAVUZSELİM
Şerafettin KAHYA
7120985

SAĞLIK
Ali ÜNAL
7122254

SÜMER
Mustafa ÇAĞLAYAN
7120309

  Akmescit

Mahalle
Muhtar
Telefon

FATİH
Muzaffer GELDİM
7525325

MELİKGAZİ
Ömer KUŞ
7525151

 

  Büyük Bürüngüz

Mahalle
Muhtar
Telefon

FATİH
Mehmet BAYKAN
2954184

YAVUZ
Muzaffer OKUR
2954032

  Büyük Tuzhisar

Mahalle
Muhtar
Telefon

CUMHURİYET
Ersel GÖK
7724594

LALE
Mahmut TEKSÖĞÜT
532 6728216

HİSAR
Hüseyin CÜCE
7724077

 

  Elbaşı

Mahalle
Muhtar
Telefon

CUMHURİYET
Davut TARAK
7226041

FATİH
M. Yücel AYATA
7226174

  Güllüce

Mahalle
Muhtar
Telefon

GÜLLÜCE
Arslan ATAY
7652180

 

  Karakaya

Mahalle
Muhtar
Telefon

ERBAY
Tuncay PİLAVCI
7256732

FATİH
Adem SEZER
7256780

GAZİLER
Feyzullah GÜNDOĞAN
7256762

  Koyunabdal

Mahalle
Muhtar
Telefon

CUMHURİYET
İbrahim ÇETİNER
7248507

YENİ
Ali KARAHÖYÜK
7248717

YEŞİL
Mehmet ÜNAL
7248594

 

  Yenisüksün

Mahalle
Muhtar
Telefon

CUMHURİYET
Vahdi AKKUŞ
7623149

HÜRRİYET
Orhan ÜLKER
7623087

 

 

 

Bünyan İlçesine Bağlı Köyler

 Ağcalı  Akçatı  Asmakaya  Burhaniye  Dağardı  Danişment  Ekinciler  Emirören  Girveli  Hazarşah  İğdecik  Kahveci  Karacaören  Karadayı  Karahıdırlı  Kardeşler  Köprübaşı  Kösehacılı  Musaşeyh  Pirahmet  Samağır  Sıvgın  Sultanhanı  Topsöğüt  Yağmurbey  Yünören

İLÇENİN TARİHİ

İlçe yakınlarında ve bağlı köylerde mevcut mağaralar ve kalıntılardan, bu yöre yerleşiminin M.Ö.4000-1200 yıllarında Etiler’e kadar dayandığı anlaşılmaktadır. Bu yöre İran, Asur, Kapadokya ve Roma Kültürlerini yaşamış, Anadolu Selçuklu Devleti ile Türkleşmiştir.
Bölgedeki tarihi eserler Selçuklular zamanından kalmıştır. Bu eserler Merkez ve Büyük Bürüngüz Köyündeki camilerle, Sultanhanı ve Karadayı Köylerindeki kervansaraylardır. Bölge 1515 tarihinde Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır.
Önceleri “Sarımsaklı Karyesi” adını taşıyan ilçe, 1895 yılında Pınarbaşı ilçesinden ayrılarak “Bünyan-ı Hamit” adıyla ilçe olmuştur. “Bünyan” Arapça’da “yapı” anlamına gelmekte olup, “Bünyan-ı Hamit” de “Hamid’in Yapısı” anlamındadır.
1908 yılında Meşrutiyetin ilanı ile Abdülhamit tahtan indirilince ilçenin isminden “Hamit” kelimesi kaldırılmış, isim Bünyan olarak kalmıştır. Bünyan ilçe olmadan Sivas ilinin Pınarbaşı (Aziziye) ilçesine bağlı iken, 1908 yılında müstakil ilçe olmuştur. 1912 yılında Sivas ilinden ayrılarak Kayseri iline bağlanmıştır.

COĞRAFİ YAPI

 İlçe merkezi, 1900 metre yüksekliği olan Koramaz dağının kuzey yamaçlarına kurulmuştur. İl merkezine uzaklığı 40 km. toplam yüzölçümü 1306 km2 olan ilçenin rakım 1375 m.dir.
36-37 boylam ve 38-39 enlem dereceleri arasında bulunan ilçe, doğuda Pınarbaşı, güneyde Tomarza ve Talas, batıda Kocasinan ve Melikgazi, kuzeyde Sarıoğlan, Akkışla ilçeleri ile çevrilidir. Erciyes dağının 40 km. kuzeydoğusundadır.
Akarsuları ise, Sarımsaklı, Topsöğüt Köyü Taçın Suyu, Kahveci Suyu, Elbaşı Suyu, Samağır Suyu, Girveli Suyu, ilçe merkezinde çepil suyu mevcuttur.
İlçede karasal iklim hüküm sürer. Yazları sıcak ve kurak kışları soğuk ve kar yağışlı geçer. Yağmurlar en çok nisan-mayıs ve ekim aylarında yağar. Kar ise aralık, ocak-şubat aylarında yağar. Yıllık yağış tutarı 35 cm.dir. Yağışlar genellikle batıdan gelir. Yıllık ortalama sıcaklık 10 derece civarındadır. Gece ile gündüz arasındaki ısı farkı çok fazladır. Kışları Kuzeyden poyraz, yazları doğudan karayel, güneyden lodos en çok esen rüzgarlardır. İlçe merkezinde daha çok doğudan batıya “Boğaz Yeli” denen soğuk rüzgar eser.
Bünyan’da ormanlık ve koruluk yoktur. Dağlarda kendiliğinden yetişen bodur çalılıklara ve keven bitkisine rastlanmaktadır. Son yıllarda ilçe merkezinde ve köylerde bulunan su boylarında kavak ve söğüt ağaçları dikilmeye başlanmıştır. Bünyan ve köylerinde meyveciliğe yönelik meyve bahçeleri mevcuttur.

İDARİ YAPI

Bünyan İlçe’si, Merkez ve Elbaşı Bucağı ile bağlı köylerden oluşmaktadır. Merkeze bağlı köy sayısı 19, Elbaşı Bucağına bağlı köy sayısı 7 olmak üzere 26 köy mevcuttur.
Merkeze bağlı B.Tuzhisar Köyü 1963 yılında, Akmescit, Karakaya ve Y.Süksün Köyleri 1989 yılında Elbaşı ve Koyunabdal Köyleri 1992 yılında, B.Bürüngüz ve Güllüce Köyleri de 1998 yılında belediye olmuştur.
Ayrıca ilçe merkezinde 14 mahalle, B.Tuzhisar Beldesinde 3 Mahalle, Karakaya Beldesinde 3 Mahalle, Koyunaptal Beldesinde 3 Mahalle, Yeni Süksün Beldesinde 2 Mahalle, Akmescit Beldesinde 2 Mahalle, Elbaşı Beldesinde 2 Mahalle, B.Bürüngüz Beldesinde 1 Mahalle ve Güllüce’de 1 Mahalle olmak üzere toplam 31 mahalleden oluşmuştur. 26 Köy olmak üzere 57 muhtarlık mevcuttur.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı Sonuçlarına göre İlçe merkezi nüfusu 12.510 kişi, köyler nüfusu 27.032 kişi, genel toplam ise 39.542 kişidir. Kadın sayısı erkek sayısından fazladır. Nüfus göçler nedeniyle son yıllarda azalma eğilimine girmiştir. Yıllık nüfus artış hızı şehir merkezinde binde -8.74, köylerde ise –7.72 olup, toplamda ise –8.04 nüfus azalması görülmektedir.
KASABA-KÖYLER
2000 NÜFUSU

Büyükbürüngüz
1.686

Büyüktuzhisar
2.868

Güllüce
2.135

Karakaya
2.411

Koyunabdal
1.518

Yenisüksün
2.575

Elbaşı
2.366

Akmescit
2.498

Akçatı
317

Asmakaya
41

Burhaniye
394

Dağardı
73

Danişment
89

Emirören
141

Hazarşah
392

İğdecik
352

Kahveci
351

Karacaören
263

Karahıdırlı
321

Kardeşler
181

Kösehacılı
80

Musaşeyh
30

Pirahmet
398

Sıvgın
312

Sultanhanı
392

Topsöğüt
561

Yağmurbeyli
169

Ağçalı
387

Ekinciler
683

Girveli
183

Karadayı
833

Köprübaşı
839

Samağır
581

Yünören
612

 

EKONOMİK YAPI

İlçe ekonomisinde belli başlı ekonomik uğraş tarım ve hayvancılık, mevsimlik inşaat işçiliği ve halıcılıktır. Tarla tarımı bütün köylerde ve İlçe merkezinde en temel uğraş olup sadece hayvancılıkla geçinen köy bulunmamaktadır. Ancak ekonomisinde hayvancılığın ağır bastığı köyler vardır. Tarım ve hayvancılıkta verim arzu edilen ölçüde olmamaktadır.
Halıcılık konusu ekonomiye katkı anlamında İlçe merkezi ve köylerde ailelerin çoğunda uğraşılan bir zanaat dalı olarak yerini korumakla birlikte, son 10 yıl içinde önemi ve kapsamı sürekli azalmaktadır. Hemen her evde bir halı tezgahı mevcut olup kadınlar tarafından halı dokunmaktadır. İlçenin ülke genelinde ve yurt dışında adının duyulmasına sebep olan Bünyan halıcılığının ekonomik şartlara ve makine halıları üretimi ile rekabet etmesi günden güne zorlaşmaktadır. İlçe’de halıcılık alanında kooperatifleşme olmadığı için Bünyan halısının, makine halıları ile ve diğer el dokuma halılarla rekabet şansı azalmaktadır. Bu durum İlçe’de halıcılığın gerilemesine yol açmaktadır. Halıcılıktaki olumsuz gelişmeler, Sümerbank Yünlü Dokuma Sanayi A.Ş. nin özelleştirilmesi ve Kayseri-Malatya karayolunun Bünyan merkezine uğramadan geçen yeni güzergahı gibi etkenler ilçe ekonomisini olumsuz yönde etkilemiş, gerek istihdam alanında , gerekse halkın gelir düzeyinde büyük ölçüde gerilemeye neden olmuştur. Bu durum ilçeden göçleri arttırmaktadır.
İlçe merkezinde küçük ticaret alanı dışında Bünsa, Bünteks, Bünyan Gıda, Özden Gıda’nın teşkil ettiği küçük sanayi kuruluşları bulunmakta, ancak yeterli istihdamı sağlamadığı için iş gücünün bir bölümü günlük geliş-gidiş yapmak suretiyle Kayseri’de çalışma imkanı bulabilmektedir. İlçe merkezi ve köylerde özellikle büyük şehirlere yaz döneminde inşaat sektöründe çalışmak için yoğun iş gücü göçü olmaktadır. Sürekli ve dönemsel işsizlik halihazırda ilçenin en büyük sorunu olarak görülmektedir.

SOSYAL YAPI

İlçe eğitime düşkün bir yapıya sahip olup, çok yaşlıların dışında okuma yazma bilmeyen yok gibidir. Okuma yazma oranı %99’dur. İlçe genelindeki tüm okullarda “Tekli Eğitim” yapılmaktadır.
İlçe merkez ve köylerdeki konutlar eskiden birbirine yanaşık ve toprak örtülü olarak yapılmış olup, halen mevcutları vardır. Yeni yapılan binalar ise betonarme ve çatılı olarak yapılmaktadır. Tarihi değeri olan ve konak tabir edilen bina vardır ve sahipleri tarafından konut olarak kullanılmaktadır. Yerleşim merkez ve köylerde toplu bir görünüme sahiptir.
Mezra şeklinde dağınıklık yok denecek kadar azdır. Sadece Koyunabdal Kasabasında mezra bulunmaktadır. İlçe merkezinde ve Karahıdır köyünde birkaç çiftlik yerleşimi vardır. Toplu yerleşim dolayısıyla devlet hizmetleri rahat götürülebilmektedir.
Bünyan merkez ve köyleri eskiden beri devlet dairelerinde devlet-halk ilişkilerini üst seviyede yürütmektedir. Vatandaş devlet dairelerine rahatlıkla girip işini yapabilme, gerekli bilgiyi alma alışkanlığına sahiptir. Vatandaş istek ve ihtiyaçlarının giderilmesinde takipçi ve sonuçlandırıcı bir yapıya sahiptir.
Ayrıca Sultanhanı, Karadayı ve B.Bürüngüz Köylerinde Selçuklulardan kalma tarihi binalar ve kervansaraylar mevcuttur.
İlçe merkezi ile bağlı yerleşim yerlerinde hiçbir eğlence merkezi yoktur. Ancak Bünyan Belediye Başkanlığının kurmuş olduğu Alabalık Üretme Çiftliği, Sarımsaklı Çayı’nın kaynağı olan Pınarbaşı mevkii ile Özden Gıda A.Ş.’nin kurmuş olduğu Mersin Önü mevkiinde Kayseri-Malatya karayolu üzerindeki çiftliği mesire yeri olarak ilçe halkının ve dışarıdan gelen misafirlerin ilgisini çekmekte, azda olsa vatandaşın eğlence ihtiyacına cevap verebilecek kapasiteye sahiptir.

Bünyan halıları
Bir ay gibi bir zaman içinde yaklaşık altı metrekarelik bir halı dokunabildiğini söyleyen Bünyanlı kızlar, Bünyan halısının santimetrekaresinde ortalama 25 düğüm bulunduğunu belirtiyorlar. Daha çocukken tezgah başına geçip günboyu 10 bin düğüm atan halı dokuyucuları, ürettikleri halılar sayesinde bir yandan ailelerine katkıda bulunurken diğer yandan ülke ekonomisine milyarlarca liralık döviz kazandırıyorlar. Bünyan halılarının karakteristik özelliği birbirine uyumlu açık ton renkleri, kendine özgü desenleri.

Dış piyasalarda haklı üne sahip Bünyan halıları, yılların geleneği olarak Bünyan’da hemen hemen her evdeki halı tezgahlarında üretilmeye devam ediyor. Halı için gerekli ipler Uşak’tan alınıp Kayseri’de boyatılıyor. Bir nevi halı fabrikası görünümündeki Bünyan’da halı dokuyan kızlar, 30-35 günde bitirdikleri 6 metrekare halı sonrası ikinci halıya geçmeden önce bir, iki haftalık dinlenme süresi yaşıyorlar. Dokunan halılar, "ince çiçek buğdaylı, üzümlü, dönmeli, kirpikli" adları verilen geleneksel motifleri taşıyor. Gördes düğümüyle dokunan Bünyan halılarının çözgüsü pamuk ipliğinden yapılıyor.

KAYSERİ-BÜNYAN-KARADAYI KÖYÜ-KARATAY HAN
Kervansaray 1240-41 yılında Selçuklu devlet adamlarından Cemalettin Karatay tarafından yaptırılmıştır. Yapı yazlık ve kışlık bölümlerinden oluşmaktadır. Yazlık kısmı avluludur. Kışlık kısmının üzeri tamamen kapalıdır.
Yazlık kısmının cepheden dışa taşkın taç kapısı geometrik, bitkisel motifli bordürler, insan ve hayvan tasvirleri ile dikkat çekmektedir. Yazlık kısmında mescit ve hamam gibi bölümler yer almaktadır. Kışlık kısmı enine yedi neflidir. Neflerin üzeri beşik tonoz örtülüdür. Orta nefin merkezine piramidal külah örtülü kubbe yerleştirilmiştir. Yapının duvarları yonu taş kaplı, duvarlar dıştan payandalarla desteklenmiştir.

KAYSERİ-BÜNYAN-KARADAYI KÖYÜ-KARATAY HAN
Kervansaray 1240-41 yılında Selçuklu devlet adamlarından Cemalettin Karatay tarafından yaptırılmıştır. Yapı yazlık ve kışlık bölümlerinden oluşmaktadır. Yazlık kısmı avluludur. Kışlık kısmının üzeri tamamen kapalıdır.
Yazlık kısmının cepheden dışa taşkın taç kapısı geometrik, bitkisel motifli bordürler, insan ve hayvan tasvirleri ile dikkat çekmektedir. Yazlık kısmında mescit ve hamam gibi bölümler yer almaktadır. Kışlık kısmı enine yedi neflidir. Neflerin üzeri beşik tonoz örtülüdür. Orta nefin merkezine piramidal külah örtülü kubbe yerleştirilmiştir. Yapının duvarları yonu taş kaplı, duvarlar dıştan payandalarla desteklenmiştir.

BÜNYAN 11.yüzyylda Anadolu'ya ayak basan Oduz Türkleri'nin ilk yerletim yerlerindendir.Oduz topluluklary bu bölgeye geldiklerinde ,bölge eski anadolu halklary ile meskun idi.Bünyan'yn yerletim yeri de Koramaz dady eteklerindeydi.
Koramaz dadynyn eteklerin de yerletim yerinin ilk ady Kapodokya dilinde''korama'' idi.Helen döneminde bu kelimenin sonuna -s- takysy getirilerek''koramas'' tekline dönütmüttür.Bu kelimenin Kapadokya dilinde anlamy ''Yüce Ana Tanryçanyn Halky'' demektir.
Türkler yöreye yerlettikleri zaman Koramaz isminin yerine Türkmenlerin oymak isimlerinden olan SARIMSAKLU ismini bölgenin ady olarak verdiler.Tarihi kaynaklara göre Bünyan'a yerletenler ''TAYFE-Y YÖRÜKÂN''olarak isimlendirilen SARIMSAKLI TÜRKMENLERY'dir. Koramaz ismi Bünyan'yn Kayseri yönünde bulunan dad silsilesinin ady olarak günümüze ulatmyt,Sarymsakly ismi de Bünyan dan dodan Sarymsakly suyunun ady olarak devam etmektedir.
1895 yylynda Sarymsakly ismi BÜNYAN-I HAMYT'e çevrilir.Sultan 2.Abdülhamithan'yn tahttan indirilmesiyle ady BÜNYAN olarak kalyr.

Kayseri'de dokunan 86 metrekarelik ipek halı ile Guinnes'e başvuru yapıldı.

Türkiye'nin bir çok bölgesinde dünyaca ünlü eserlerimiz vardır. Ama kuşkusuz ki en değerli olan eserler "el emeği göz nuru" ile yapılanlarıdır. Kayseri ili dünyaca ünlü Bünyan halıları ile meşurdur.

Bünyan ilçesinde dokunan 86 metrekarelik ipek bünyan halısı Guinnes rekorlar kitabına girmeye hazırlanıyor. Kayserili halı tüccarı Cepken ailesi tarafından yapılan bu rekor halının tasarımı Yunus Cepken tarafından yapılan, geceli gündüzlü 14 ustanın 4 yıl çalışarak dokudukları ipek halının tamamında 42 milyondan fazla düğüm olduğu, 86 metrekare büyüklüğünde ve 450 kilogram ağırlığında olduğu saptandı. Yarım milyon dolar değer biçilen halıya yurdışından 4 ayrı müşteriden teklif geldiği açıklandı. Rekor halı Yeditepe Üniversitesi Kayışdağı Yerleşkesi'ne vinçle getirilip basketbol sahasına yayılarak noter şahitliğinde ölçüldü ve 86 metrekarelik rekor halı ile Guinnes'e rekor başvuruda bulunuldu.

BÜNYAN BÜNYAN BELEDİYE
Kuruluş Yılı 1894 -
Nüfusu 39.542

Yüzölçümü (km²) 1.887
215

Telefonu 0 (352) 7121015 0 352 7121040
Fax 0 352 7121002-1153 0 352 7121947
Belediye Sayısı 9 -
Köy Sayısı 26 -
E-Mail Adres E-Mail
İl Mer.Olan Uzaklığı - 42
BÜNYAN NÜFUS
2000 12.510
1997 13.241
1990 13.652
1985 13.290
1980 13.007
1975 12.246
1970 9.332
1965 8.467
1960 7.431


ADI

Bünyan-ı Hamid adından ismini alan ilçe Elbaşı bucağı merkezi durumundayken ilçe olmuştur. Kayıtlara göre, önceleri Sivasa bağlıyken 1890 yılında i1çe olmuştur. 1911 yılında da Kayseri'ye bağlanmıştır.


YERİ

Kayseri'ye 42 km. mesafededir. Denizden 1250 metre yüksekliktedir. Yüzö